Rekabet Kuralları Bakımından Temmuz Nasıl Geçti?

Turkishtime Dergi

FEVZİ TOKSOY

Temmuz ayının gündemini, Rekabet Kurumu tarafından yayınlanan birçok sektörde dikey iş ilişkilerinin tasarlanmasına yardımcı olabilecek taslak kılavuz ve başlatılan yeni soruşturmalar oluşturdu. Nitekim bu ay içerisinde Dikey Anlaşmalara İlişkin Tebliğ’in açıklanmasına dair hazırlanan Dikey Anlaşmalara İlişkin Kılavuz Taslağı’nda yapılan değişiklikler (“Taslak Kılavuz”) Rekabet Kurumu’nun internet sitesinde yayınlanırken aynı zamanda Roche Müstahzarları San. A.Ş. (“Roche”) ve Doğan Müzik Kitap Mağazacılık ve Pazarlama A.Ş. (“D&R”) gibi büyük şirketlere karşı da soruşturmalar başlatıldı.

Dikey Anlaşmalara İlişkin Kılavuz Taslağı Yayımlandı

Hızlı şekilde teslimat, müşteri hizmetleri ve hemen hemen tüm tüketim kategorilerinde yer alan ürünlerin temininin sağlanmasına imkan tanıyan e-ticaret sektörünün tüm Dünya’da yaygınlaşması rekabetçi kaygıları da beraberinde getirdi. E-ticaret sektöründe gelişimin sağlanmasıyla tüketiciler, daha fazla markanın ürününü karşılaştırma ve fiyatını görme imkanına sahip olmanın avantajıyla geleneksel mağazalardan alışveriş yapma alışkanlığını terk etmeye başladı. Bu şekilde hızlı bir yükseliş içine giren e-ticaret sektörü hem akademisyenler hem de başta Avrupa Birliği ve ABD olmak üzere Dünya genelindeki rekabet otoriteleri tarafından inceleme konusu yapılmaya başlandı.

Yine bu yaklaşıma paralel olarak Rekabet Kurumu tarafından Dikey Anlaşmalara İlişkin Kılavuz Taslağı’nda değişiklikler açıklandı ve internet satışları ile en çok kayrılan müşteri kaydına ilişkin değerlendirme ve kriterler Taslak Kılavuz’da yer aldı. Ayrıca Rekabet Kurumu, Taslak Kılavuz’da teknoloji ve rekabet kuralları konusundaki gelişmelere paralel nitelikte ek açıklamalara yer vermiş ve getirilen düzenlemelerde rekabet politikası modelini oluşturan Avrupa Birliği yaklaşımını benimsemeyi de sürdürmekte.

En Çok Kayrılan Müşteri Kaydı (“EKM Kaydı”)

Hem Rekabet Kurulu hem de Dünya rekabet otoriteleri tarafından oldukça sık bir biçimde inceleme konusu yapılan EKM kaydı Taslak Kılavuz’a yapılan en önemli eklemelerden biri niteliğinde. EKM kaydı yaygın bir şekilde çevrimiçi platformların işlemleri altında ya da satın alma, tedarik veya yeniden satışa ilişkin standart dikey anlaşmalarda kullanılırken özellikle e-ticaret sektöründe sıkça gündeme gelmekte.

EKM Kaydı, pazarda her zaman aynı etkiyi doğurmamakta; kimi zaman pazardaki rekabeti kısıtlayabildiği ve tüketiciye zarar verebildiği gibi, kimi zaman ise pazarda etkinlik kazanımını sağlayarak olumlu etkiler doğurabilmekte. Dolayısıyla şirketlerin dikey ilişkilerinde bu yönde bir düzenleme getirilmeden evvel kapsamlı bir değerlendirme yapılması önem teşkil etmekte. Bu çerçevede, EKM kaydının yol gösterici nitelikte olan Taslak Kılavuz’da yer alması ve özellikle e-ticaret sektöründe faaliyet gösteren şirketlerin, EKM kaydına ilişkin görüşlerine sunulması gelecek uygulamaları şekillendirecektir.

İnternet satışları

Taslak Kılavuz aynı zamanda internet satışlarının kısıtlanmasıyla ilgili de çok sayıda değerlendirme içermekte. Söz konusu değerlendirmeler ile hangi kısıtlamaların grup muafiyeti kapsamında değerlendirilebileceği hangilerinin ise bu kapsamda sayılamayacağı Taslak Kılavuz’da açıklanmaya çalışılmış ve kamuoyunun görüşüne sunulmuş durumda.

Halihazırda 2002/2 sayılı Dikey Anlaşmalara İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği’nde grup muafiyetinden yararlanamayacak dört çevrimiçi satış kısıtlaması bulunmakta: (i) Bir (münhasır) dağıtıcının başka bir dağıtıcının (münhasır) bölgesinde bulunan müşterilere, kendi web sitesine erişimlerini kısıtlaması veya bu müşterilerin, üreticinin veya diğer (münhasır) dağıtıcının sitesine yönlendirilmesi (ii) Dağıtıcının (münhasır), müşterinin kredi kartı adres bilgisinden, adresin dağıtıcının (münhasır) bölgesinde olmadığını fark etmesi durumunda işlemi sonlandırması, (iii) İnternet kanalıyla yapılan satışların toplam satışlara oranına ilişkin kısıtlama getirilmesi ve (iv) Dağıtıcının internet üzerinden tekrar satışa sunacağı ürünler için fiziki satış noktalarında arz edilecek ürünlere kıyasla daha yüksek fiyat ödemesinin kararlaştırılması.

Hâkim Durum İddiaları Mercek Altında

Rekabet Kurulu tarafından Taslak Kılavuz’da eklemeler öngörülürken diğer yandan hâkim durumun kötüye kullanıldığı iddiasıyla Roche ve D&R’a yönelik iki yeni soruşturma başlatıldı.

Bu soruşturmalardan ilkini Co-Re-Na Ecza Deposu Dış. Tic. Ltd. Şti.'ye (“Co-Re-Na Ecza Deposu”) tarafından yapılan şikayet başvurusu üzerine Roche’ye karşı başlatılan soruşturma oluşturmakta. Roche’nin hakim durumunu kullanarak diğer şirketlerin faaliyetlerini sınırlaması ve bu sınırlamaya uymayan şirketlere mal vermeyi reddetmesi 2010 yılında Rekabet Kurulu tarafından önaraştırma konusu yapılmıştı. Bu önaraştırmanın sonucunda ise soruşturma açılmamasına karar verilmişti. Bunun ardından, Danıştay 13. Dairesi tarafından 16 Aralık 2016 tarihinde verilen kararda eksik inceleme yapıldığı belirtilerek söz konusu Rekabet Kurulu kararı iptal edilmişti.

Verilen iptal kararı üzerine yeniden inceleme yapan Rekabet Kurulu ise eksik incelenen hususları gidermek amacıyla Roche hakkında soruşturma başlatılmasına karar verdi.

Hâkim durum iddiaları ile ilgili başlatılan ikinci soruşturma ise D&R hakkında. D&R’ın hakim durumundan faydalanarak yaptığı sözleşmelerle piyasaya yeni girecek teşebbüsleri engellediği ve rakip teşebbüslerin faaliyetlerini zorlaştırdığı iddiasıyla Rekabet Kurulu tarafından yürütülen önaraştırma tamamlandı. Önaraştırmada elde edilen bilgi, belge ve yapılan tespitler ciddi ve yeterli bulunarak soruşturma başlatıldı.

Geçtiğimiz yıl da Rekabet Kurulu tarafından faaliyetleri incelenen D&R, Kasım 2016’da da bilgisayar ve konsol oyunları pazarında Rekabet Kanunu’nun 4. maddesini ihlal ettiği gerekçesiyle yaklaşık 2,5 milyon TL idari para cezasına çarptırılmıştı.

Sonuç olarak; Temmuz ayı Rekabet Kurumu için tıpkı 2017 yılının geçtiğimiz ilk altı ayında olduğu gibi oldukça yoğun ve hareketliydi. Rekabet Kurumu tarafından Temmuz ayının bu denli yoğun geçmesi aslında hem 2017 yılının ikinci yarısının nasıl geçeceğine dair bir izlenim uyandırırken hem de Türkiye gündeminde rekabet kurallarını ve rekabet kurallarına uyumun öneminin oldukça sık şekilde anılacağını da göstermiş oldu.