Yaratıcılığın karanlık yüzü

Yaratıcılık yeni bir fikrin doğması ve ilerleme için şart. Problemleri en etkin biçimde çözebilmek adına şirket çalışanlarının yaratıcı olması da kritik önem taşıyor. Ancak her şeyin bir bedeli var.  Yakın zamanda yapılan bir araştırma yaratıcılıkla beraber gelen olumsuzluklara dikkat çekti.

Araştırma öncelikle yaratıcılık ile depresif ruh hali arasındaki ilişkiye odaklandı. Sanatçıların genelde karamsar bir yapıya sahip olduğu herkes tarafından bilinen bir gerçek… Araştırmanın sonuçları da bu durumu kesin olarak kanıtlayamasa da kendini iyi hisseden ve bulunduğu şartlardan memnun kişilerin değişime sıcak bakmadığını gösteriyor. Bu durumda iyimser kişilerin yeni fikirler üretmek için gereken motivasyona sahip olmamasına neden oluyor.

İkinci olarak yaratıcı kişilerin içgüdülerini kontrol etmede yaşadığı sıkıntılar geliyor. Bu kişiler çok ani kararlar vermeye daha meyilli oluyor. Odaklanma sorunu ise yaratıcı kişilerin yaşadığı bir diğer problem olarak karşımıza çıkıyor. Alakasız fikirler ve düşünceler arasında bağ kurabilmek yaratıcı kişilerin önemli bir özelliği ancak bu durum belirli bir konu üzerinde durmayı veya bir işe konsantre olmayı zorlaştırıyor.

Bunların yanı sıra yaratıcı kişilerin etik olmayan davranışları daha sık yaptıkları da öne çıkan sonuçlar arasında. Bu kişiler ahlaki kurallara ve değerlere çok daha az önem veriyor. Bu yüzden de rahatlıkla yalan söyleyebiliyorlar. Yaratıcılık gerçeklikten belirli bir düzeyde uzaklaşabilmeyi gerektiriyor. Bu durumda da böyle bir sonucun ortaya çıkması kaçınılmazlaşıyor. Kalıplaşmış davranış kurallarına ve sıkıntıya karşı toleransları çok daha az. Bu da onları hem kendilerini hem de diğerlerini manipüle etmeye itiyor.  Ancak iyi bir girişimci olabilmek için zaman zaman insanları manipüle edebilmek ve onları gerçekten ihtiyacı olmayan şeyleri istemelerini sağlamak gerekiyor.

Dördüncü sırada ise narsistik yapı geliyor. Yaratıcı olabilmek için belirli bir düzeyde narsist olmanın gerektiği belirtiliyor. Böylece kişiler kendilerine odaklanıyor. Bu da kendi fikirlerini oluşturmaları ve geliştirebilmeleri için uygun ortamı yaratmış oluyor. Ancak narsist insanlar tam da bu sebeple diğerlerini mutlu etmeyi umursamıyor. Ayrıca kendi fikirlerine olması gerektiğinden çok daha fazla inanmaları hata yapmalarını kolaylaştırıyor. Yine de narsistler bir ürünü çok daha kolay pazarlayabiliyor ve diğer insanları da rahatlıkla etkileyebiliyorlar.

Yaratıcılığın bir diğer olmazsa olmazı ise genel geçer yargıları kabul etmemek. Bu durumda iş arkadaşlarıyla sorun yaşaması ve takım çalışmasında problem yaratması da kaçınılmazlaşıyor. Yaratıcı kişiler çevrelerindeki insanları sürekli olarak zorluyor. Değişim ilerleme için şart olsa da çoğu insan alışkanlıklarının bozulmasından hoşlanmıyor. Risk almak istemiyor. Bu da yaratıcı kişileri çalışılması zor bir insana dönüştürüyor.