ÜRETİME DÖNÜŞ

1980'li yıllardan itibaren ucuz işgücü, ucuz enerji, küresel ticarete entegrasyon gibi nedenlerden dolayı üretimlerini başta Çin, Hindistan, Uzakdoğu ve Güneydoğu Asya gibi az gelişmiş ya da gelişmekte olan ülkelere taşıyan ABD ve Avrupa ülkeleri, son yıllarda sanayi ve üretim sözcüklerini dilinden düşürmüyor. Avrupa Komisyonu “sanayiyi terk etmeyeceğiz” diyerek Üçüncü Sanayi Devrimi yapacaklarını ilan ederken, ABD “Yeniden Üret Amerika” kampanyası ile başka ülkelere kaydırdığı yatırımları nasıl geri getireceğinin hesaplarını yapıyor. 2013 yılında Çin’de devasa üretim alanlarına sahip Apple, Mac bilgisayarlarından birinin üretimini ABD'ye taşıdı. Airbus, JetBlue’nun yeni jetlerini Alabama eyaletinde üretmeye karar verdi. Ashley Furniture, mobilya konusunda hareketlenen Kuzey Carolina’ya 80 milyon dolar yatırım yaptı.

Peki üretim, bu ülkeler için neden yükselen bir trend oldu yeniden? Bu durumu anlamak için hem görünen hem de arka planda kalan fakat küresel ekonomi dengeleri içinde yavaş yavaş olgunlaşan koşullara bakmakta fayda var.

Yaşanan global krizler, artan işsizlik ve büyümenin durma noktasına gelmesi ve bunun yarattığı toplumsal huzursuzluk ortamı bu trendin görünen nedenleri arasında. Çünkü hükümetler artan işsizlik rakamları karşısında yeni istihdam olanakları yaratmak gibi bir zorunlulukla karşı karşıya. Bugüne kadar özellikle gayrimenkul odaklı balon ekonomilerden ve finansal krizlerden ağzı yanan hükümetler, bu sorunu artık üretim odaklı çözümlerle aşmayı tercih ediyorlar. Ancak hükümetleri bu anlamda konjonktürel olarak destekleyen faktörler de dikkat çekici.

İşte üretimi yeniden trend yapan faktörler..

KAYA GAZI İLE ENERJİDE AVANTAJ DÖNEMİ

Kaya gazının keşfi, başta ABD olmak üzere birçok ülkenin yüzünü yeniden sanayi ve imalat sektörüne çevirmesine neden oluyor. Petrol, kömür, doğalgaz gibi enerji kaynaklarına alternatif olması beklenen kaya gazı, özellikle ABD ve Çin için büyük bir avantaj olarak öne çıkıyor. ABD Enerji Bilgi Yönetim Dairesi'nin (EIA) tahminlerine göre ABD kaya gazı ve mevcut petrolü sayesinde 2035'te enerjide kendi kendine yeten ülke konumuna yükselebilir. ABD'nin 50 katı büyüklükte kaya gazı rezervine sahip olan Çin de kaya gazı avantajını kullanmak istiyor. Çin'in 2020'deki hedefi kaya gazı üretimini ülkedeki doğalgaz üretimine eşitlemek. Dünyanın en büyük iki ekonomisinin enerji sorunlarını büyük oranda çözmesi, hem ekonomik hem de siyasi dengeleri değiştirmesi beklenirken Avrupa'nın coğrafi koşulları nedeniyle kaya gazından aynı performansla faydalanma ihtimalinin düşük olacağı bekleniyor. ABD Enerji Bilgi Yönetim Dairesi, 2030 yılında dünyada 1 milyondan fazla kaya gazı üretim merkezi olacağını tahmin ediyor.

İMALATTA ROBOT DÖNEMİ VERİMLİLİĞİ ARTIRIYOR

Bugüne dek monoton hareketler için kullanılan robotların hareketli alanlara kaydırılarak imalat sanayinde kullanılmaya başlanması, sanayi ve üretimde yeni bir dönemi işaret ediyor. Bu yeni dönemin en belirgin özelliği, yatırım sahipleri açısından "işgücü maliyetleri" sorununu ortadan kaldırması.Bu durum imalat sanayini desteklemek isteyen ülkelerin elini güçlendiriyor. Örneğin ucuz işgücü avantajı nedeniyle üretimlerini Çin gibi ülkelere kaydıran Amerikan şirketlerinin yatırımlarını birer birer kendi ülkelerine çekmeye başladıkları gözleniyor. Bu buluşların son 10 yıldır durgun olan Amerikan imalat sanayini yeniden canladırma beklentisi giderek güçleniyor.

 TEKNOLOJİK YENİKLİKLER, YERELİ DESTEKLİYOR

Günümüzde 3D baskı, hem imalatı kolaylaştırıyor hem de müşteriye özel imalatı mümkün kılıyor. Yeni sağlanan gelişmelerle tasarlanan kolay programlanabilir robotlar ile esnek üretim gerçekleşirken diğer tarafta üretim hattı yatırım maliyetleri düşüyor. Elektronik imalat ile tüm imalat altyapısının bilgisayarlar ile bütünleştirilmesi ise imalatın değişen pazar ve tedarik şartlarına uyum süresi azaltılıyor. Bütün bu ve benzeri teknolojik gelişmeler, esnekliği, küçük parti büyüklükleri ile stoksuz çalışmayı, müşterilerin bireysel taleplerini karşılamayı ve firmaların önümüzdeki dönemde tedarik zincirlerini daha da kısaltarak, imalatı talebin olduğu yere çekmeye ve yerelde bir tedarik ekosistemi oluşturmaya yöneltmesi bekleniyor.

ÇİN'DE ÜCRETLER ARTIYOR, AVANTAJ KALMADI

Dünya ekonomisinin devi olma özelliğini koruyan Çin, “ucuz işgücü” olma özelliğini giderek kaybediyor. Çin'de çalışanların ücretleri yıllık bazda ortalama yüzde 20 civarında artması, ülkedeki yabancı yatırımların kafasını karıştırıyor. Avrupa Ticaret Odası'nın 2012 tarihli raporu çarpıcı. Buna göre Çin'de faaliyetleri olan Avrupalı şirketlerin yüzde 22'si Çin'i terk ederek başka bir ülkede yatırım yapmayı planlıyor. Tekstil, oyuncak gibi sektörlerdeki yatırımlar, daha az maliyetli olan Vietnam, Kamboçya ve Bangladeş gibi ülkelere kayarken yıllardır Çin’de üretim tesisleri kuran Amerikan şirketlerinin de ayağı yavaş yavaş Çin'den kesilmiş durumda. Çin'de ücret artışlarını kalifiye işgücü sıkıntısı ve artan gelir gibi nedenler tetikliyor. Çin'deki yabancı şirketlerin, yerli şirketlerle eşit muamele görmemesi de bir başka sorun. Avrupa Ticaret Odası, çözüm üretilmezse Avrupa'ya geri dönecekleri konusunda uyarıda bulunuyor.

 SÜRDÜRÜLEBİLİR EKONOMİ SANAYİ İLE MÜMKÜN

Üretimin yeniden trend olmasında etkili olan faktörlerin başında 'sürdürülebilir ekonomi' kavramının öneminin ortaya çıkmış olması geliyor. ABD'de yaşanan mortgage krizi, Yunanistan ve İspanya krizleri hem hükümetler hem de ekonomi çevrelerinde “üretim odaklı büyüme” modelini benimsemeye başladı. Öte yandan İspanya örneğinde yaşandığı gibi gayrimenkul odaklı büyüme trendinin iflas etmiş olması 'üretimi' yeniden alternatif olarak öne çıkardı. Şehir Üniversitesi Ekonomi Bölümü Başkanı Melih Bulu bu durumu, “Gayrimenkul ancak bir kez satılabilir ama imalat ya da sanayi odaklı yatırımlar ekonomide sürekliliği temsil eder. Hem istihdam hem de büyüme gerçekleşir. İspanya bu konuda dünyaya önemli bir ders oldu” diyor.

 ÜRETİM- İNOVASYON ZORUNLULUĞU

Endüstriyel üretim ile inovasyon artık birbirinden ayrılmaz bir bütün. İnovasyonun üretimdeki öneminin bu kadar artmış olması, inovasyon ya da know how'ı elinde tutmasına karşın üretimini başka ülkelere kaydırmış olan ülkelerin sıkıntı yaşamasına neden oluyor. Çünkü üretimden kopuş inovasyondan da uzaklaşılmasına ya da inovasyon ile üretim dengesinin kurulamamasına neden olabiliyor. Bu durum üretimin yeniden merkeze taşınması ya da inovasyon ile dengeli bir şekilde yürümesi için en azından bir kısmının geri çağrılmasına neden oluyor.

 ÜRETMEK İÇİN ATAĞA GEÇENLER

 AVRUPA'DA 3. SANAYİ DEVRİMİ RÜZGÂRI

Sanayimizin Avrupa'yı terk etmesine izin vermeyeceğiz. Sanayi, Avrupa'da büyüme ve istihdamı sağlayabilir. Birlikte çalışarak ve güveni yeniden tesis ederek, sanayiyi Avrupa'ya geri çekebiliriz”... 2012 yılında Brüksel'de Avrupa Komisyonu tarafından gerçekleştirilen “Görevimiz Büyüme: Yeni Sanayi Devrimi'nin Liderliğinde Avrupa” konulu konferansta konuşan Avrupa Komisyon Başkan Yardımcısı Antonio Tajani tüm Avrupa'ya böyle sesleniyordu.

Çünkü Avrupa'da yaşanan durgunluk henüz aşılmış değil. Büyümeyi sürdürülebilir kılmak için finans, enerji, AB fonlarının usulsüz kullanımı, yeni ticaret anlaşmaları ve komşularla ilişkiler gibi birçok konuda çalışmalara imza atan Avrupa Komisyonu 2012 yılında “üçüncü sanayi devrimi” çağrısında bulundu. Avrupa'nın sanayide rekabet gücünün ve inovasyon kapasitesinin nasıl artırılabileceği tartışan Avrupa Komisyonu öncelikle yüksek büyüme beklentisi olan sektörleri belirledi. Öte yandan kamu bankalarının harekete geçirilmesi ve reel sektöre yönelik kredileri iyileştirmek için harekete geçildi. Yaklaşık 15 milyar euro küçük işletmeler ayıran AB Komisyonu, 2016 yılına kadar dijital pazarlar gibi alanlarda girişimcileri destekleyecek. 80 milyar euro'luk “Ufuk 2020” araştırma ve inovasyon fonu başta otomotiv olmak üzere destek için hazır.

Made in USA GERİ Mİ DÖNÜYOR?

Boston merkezli bir danışmanlık şirketinin yayınlamış olduğu “Amerikan Mallarına Dönüş” konulu bir araştırmaya göre, Amerikan şirketleri Kuzey Amerika pazarına sunduğu malları yeniden ülkesinde üretmeye başladı. Bunun nedeni, Çin’deki verimlilik artışının ücret zamlarını karşılamaya yetmez hale gelmesi. Bu süreçte birçok Amerikan şirketi, Çin'deki yatırımlarını yeniden Amerika'ya taşımaya başladı. Perakende sektörü için gösterge paneli üreten Alteirre işçi ücretlerinin artmasıyla üretimini yeniden ABD'ye taşıyan şirketlerden biri. Üstelik kurduğu otomasyon ile daha az maliyet ve verimlilik sağlarken organik gıda üreticileri ise paketlemede robot kullanımı oranı artıyor.

Yapılan araştırmalar, 2015 yılına kadar Çin mallarının ABD’deki üretim karşısındaki maliyet avantajının yüzde 10'a kadar gerileyeceğini söylüyor. Nakliyat masrafı, ürün korsanlığı riski, malların en az üç ayı yolda geçirmesi ve üretim ile tüketim noktaları arasındaki mesafenin 8 bin ilâ 10 bin kilometreyi bulması gibi faktörler de hesaba katıldığında, bu yüzde 10'luk maliyet avantajının hiçbir önemi kalmıyor.

HÜKÜMET İSTEDİ, DEVLER ÜCRET ARTIRACAK

Amerikan hükümetinin çabaları bunlarla da sınırlı değil. Üretimi teşvik etmek amacıyla bir süredir dev şirketleri asgari ücret artışı konusunda ikna etmeye çalışan hükümet bu konuda sonuç almaya başladı. Saati 7.35 dolar olan çalışma ücretinin 10.10 dolara çıkmasını isteyen hükümete ilk cevap veren markalardan biri hazırgiyim devi GAP oldu. GAP, 65 bin çalışanı için asgari ücretten vazgeçtiğini açıkladı. Walmart ise henüz karar vermemiş olduğunu ancak ücret artışının gündemlerinde olduğunu açıkladı.

 TÜRKİYE TIP, MÜHENDİSLİK VE MAKİNEYE ODAKLANMALI

 Doç. Dr. Melih Bulu - Şehir Üniversitesi Ekonomi Bölüm Başkanı

Türkiye'nin büyüme modeli çok daha iyi olabilirdi. Son 10 yılda 'çok iyi fasoncu' olduk. Ancak küresel bir marka ya da katma değerli ürünler konusunda adım atılmadı. Türkiye, fason üreticiliği artık geride bırakmalı. Aksi durumda her zaman üretimde değer yaratan zincirin dışında kalacak. Cari açığı, fason üretim ile kapatmak mümkün değil. Bunu devlet desteği ile yapmak mümkün. Hyundai, Samsung ve LG gibi markalara imza atan Kore bu konuda ciddi bir örnek. Bu markalar devlet desteği ile çıktı. Tıp, mühendislik, makine gibi sektörler, Türkiye'nin rekabet avantajının bulunduğu sektörler olabilir. Ayrıca Türkiye'de bankalar artık yatırım finansmanı konusunda elini taşın altına sokmalı.

 ÜRETİMİN YÜKSELİŞİ, TÜRKİYE İÇİN FIRSAT OLMALI

Prof. Dr. Gündüz Ulusoy- Sabancı Üniversitesi Üretim Sistemleri Mühendisliği Kurucusu

Uzunca bir dönem üretim aşamasını özellikle Çin ve Güneydoğu Asya’ya kaydıran gelişmiş ülkelerde imalatın yeniden yükselişe geçtiğini gözlüyoruz. Gelişmekte olan ülkelerin önemli bir bölümünde de imalat sektörü gelişimini azaltmadan büyümeye devam ediyor. Türkiye’de ise imalat, bir süredir durgunluk içinde. İmalat sanayinin GSYİH içindeki payı yüzde 20’nin altına kadar düştü (2000 yılında yüzde 23). Türkiye’nin AB içinde rakibi olan gelişmekte olan ülkelerde, örneğin Polonya ve Çek Cumhuriyeti’nde bu oran yüzde 30’ların üzerinde. Türkiye’nin katma değeri yüksek ürünlere yönelmesi gerekiyor. Uzun bir sanayi geçmişi olmasına rağmen, Türkiye’nin ihracatı içinde yüksek teknoloji ürünlerinin fazla bir yer almadığını görüyoruz. Bugün dünyada imalat sanayi yeniden şekillenirken bu atılımın bir fırsat olduğunu söyleyebiliriz.