Patronları sevme sanatı…

Zehra Tike

Amerikalı yönetmen Seth Gordon imzalı ‘Patrondan Kurtulma Sanatı’ (Horrible Bosses), çalışanlarının hayatını cehenneme çeviren üç patronun hikayesini konu alıyor. Patronlardan biri terfi sözünü yem olarak kullanarak, altında çalışan personeline tüm saçma sapan isteklerini yaptırıyor. Bir diğeri aile şirketini, iyi kalpli babasının ölümünden sonra devralan bir uyuşturucu bağımlısı. Üçüncü patron ise asistana sürekli cinsel tacizde bulunan bir göz doktoru. Film, üç kafadarın iş hayatlarını çekilmez hale getiren patronlarından kurtulmak için verdikleri mücadeleyi anlatan bir komedi. Ama bilindiği gibi gerçek hayatta sevilmeyen yöneticilerle çalışmak komediden çok bir çeşit trajediye dönüşüyor. Çünkü işyerinde yaşanılan hoşnutsuzluk şakaya gelmeyecek birşey. 2011’in  Kasım ayında Harvard Review Business (HRB)’da yayınlanan makaleye göre ABD’de çalışanların birçoğu iş yerindeki hoşnutsuzluklarını kötü yönetime bağlıyor.

Yöneticiler 3 maymunu oynuyor

Sevmedikleri bir yöneticiyle çalışmak çalışanları birçok yönden etkiliyor. Üst düzey yöneticilere ve çalışanlara iş koçluğu yapan Arzum Akduran Köseoğlu, “Çalışanlar, yöneticilerden onları görmedikleri, duymadıkları ve dinlemedikleri için sevilmiyor “diyor. Çalışanların görüşlerine değer verilmediğinde,  yönetici tarafından anlaşılmadıklarında mutsuz olduklarını dile getiriyor. Köseoğlu, eğer bir çalışan yöneticisini sevmiyorsa kişinin kendisine şu soruyu sorması gerektiğini savunuyor. “Bu ilişkiden ne bekliyorum?”

Çalışan ve yönetici kendini sevmiyor

Liderlere koçluk yapan  Serdar Lale'ye göre, çalışanların yöneticilerini sevmemesinin en büyük nedenini şöyle açıklıyor:

“Yönetici kendini ekipten daha fazla düşünüyor olabilir. Bu noktada yönetici ile diğer çalışanlar arasında bir mesafe doğuyor. Ayrıca yöneticiler iş yerine samimiyet getirmekten korkuyor. Samimiyetin çalışan performansını etkileyeceği görüşündeler. Bu sebeple yönetici iki ayrı kişiymiş gibi davranıyor. Yani iş yerinde farklı, dışarıda farklı olabiliyor. Ortaya çıkan bu durumun sebebi temelde kişinin kendini sevmemesi. Çünkü bir insan kendini sevmediği zaman bir sürü şeye eleştirel yaklaşabiliyor. Kendini sevmemekten gelen eleştirel yaklaşım da insanları yıldırabiliyor”

Mesafe kuruluyor

Çalışanların yöneticilerini yargıladıklarından bahseden Serdar Lale, “Bu özellikle kurumsal şirketlerde yaygın olarak görülen bir durum. Çalışanlar bazen patronu kendisini önemsediğinden daha fazla önemsendiğini düşünüyor. Yani kafalarında bir durum yaratıyor. Aslında yöneticinin pozisyonunu çalışanlar kafalarında çok abartıyor. Bir taraftan ‘Şeyh uçmaz, mürid uçurur’ sözünü haklı çıkartıyorlar. Çalışan ile yönetici arasında bir çeşit mesafe kuruluyor” diyor.

Çalışanı kutu gibi görmek

Çalışan ve yönetici arasında kuvvetlice algılanan bir güç farkı mevcut. Serdar Lale, “Bir yönetici gücünün diğerlerini nasıl etkilediğinin farkına varmazsa, çalışanları negatif bir güce maruz kalıyor.  Dolayısıyla bu güçle uygulanan baskı, çalışanların öç alma duygularını tetikliyor. Yani çalışan yöneticisinden nefret ediyor” diye konuşuyor. Bu noktada patronlar için en iyi tedavi alternatif ilişkiler kurarak, çalışanları ile işbirliği sağlamaktan geçiyor. “Birlikte çalıştıkları insanları nasıl gördükleri önemli. Onları birisi mi ya da oradaki pozisyonu dolduran kutu gibi mi görüyorlar. Çalışanları kutu gibi görmek  büyük hatalara neden oluyor. Çalışanı insan gibi görmek gerektiği yöneticiler tarafından atlanıyor. Özellikle kriz zamanlarında  bu durum daha da  yoğun yaşanıyor. Bana göre kriz zamanında rakamlara değil, çalışanlara önem vermek gerekiyor.”

7-24 göreve hazır çalışan

Birçok yönetici, çalışanları üzerinde tam denetim kurmak istiyor. Emir atlında çalışanların 7-24 göreve hazır olmaları bekleniyor. Çalışanların yöneticilerin etkilerini azaltmak için öznel önlemlerden çok nesnel önlemler alması tavsiye ediliyor. Meslektaşlar arası çok yönlü ve güçlü ilişkileri teşvik eden organizasyonlar otokratik bir patronun kontrolünü zayıflatıyor. Çalışanlar, ortak hareket ederek, birbirlerine dayanarak bu tatsız durumu sonlandırabiliyorlar. Sevilmeyen patronların etkisini azaltmak da diğer iyi bir yolu da göreve odaklanmak ve etrafımızda bulunan diğer kişilerin başarısı için onlara yardım etmekten geçiyor.

Cesur ol, risk al

İnsanlar başkalarını davranışına kendisini ise niyetine göre yargıladığını ifade eden Serdar Lale, çalışanlara yöneticilerinde onları rahatsız eden şeyin ne olduğunu söyleme konusunda daha cesur olmalarını öğütlüyor ve risk almalarını tavsiye ediyor. ‘Ahlaksız ya da onu eleştiren bir şey söylemiyorsun. Onun davranışının seni nasıl etkilediğinden bahsediyorsun’ diyor.

Performansı da etkiliyor

Sevilmeyen yöneticiyle çalışmanın işyerindeki performansı etkilediği de söyleniyor. Lale, “Sevmediği  yöneticiyle çalışanların kendini doğru ifade edemedikleri için yaptıkları işte, verimsizlik söz konusu olabiliyor. Sevmediği biriyle çalışan kişi kendi işi dışında şeylere bulaşmıyor. Bu da doğal olarak çalışanın potansiyelinin tamamını kullanmaması anlamına geliyor. Daha fazla katkıda bulunabilecek iken ekstra bir iş yapmayı reddediyor. Bunu bütün organizasyona yaygınlaştırırsan fazladan elde edilebilecek verim sağlanmıyor. Bu durum kişilerin üretkenliğine ve yaratacılığına negatif etki yapıyor. Kişilerin potansiyellerini tam kullanmamasına neden oluyor” diyor.

 İş yerinde mutlu olmak için

Her şeye rağmen iş yerinde mutlu olmak, içinde bulunulan durumu yönetmek mümkün. İş yerinde mutlu olmak için Arzum Akduran Köseoğlu çalışanlara şöyle öğüt veriyor:
“Yönetici ve çalışanın ilişki içinde olduğunu anlayıp, bu ilişkide hem yönetici hem çalışan taraf olduğu bilinmeli. Her iki tarafın da karakter, ihtiyaç ve davranış biçimlerinden bir ilişkinin herhangi bir şekilde oluşmasında etkisi var. Yaptıklarımız ve yapmadıklarımızla, söylediklerimiz ve söylemediklerimizle belli bir yönde memnuniyet yaratmak istiyoruz. Bu noktada ise önemli olan şey empati kurabilmek.”

Ama bazen çalışanlar gerçekten bu durumdan olumsuz etkilenebiliyor. Bu noktada Davranış Bilimleri Enstitüsü (DBE) Proje Yöneticisi ve Eğitmeni ve aynı zamanda endüstriyel psikolog olan Burcu Çanacık “ Eğer bir çalışan sevilmeyen yöneticilerle çalışmak zorunda kalıyorsa, bu durum onu depresyon, tükenmişlik, kendinden nefret etme aşırı motivasyon düşüklüğü gibi ya da psikosomatik rahatsızlıklara sürükleyebilir” diyor ve sözlerine şöyle devam ediyor: “Ama yöneticiyle ile olan ilişki kurtulamayacak kadar kötü ise artık hiçbir iletişim kurulamıyorsa çalışan kendinin kullanıldığını, mobbinge uğradığını, aşağalandığını düşünüyorsa yöneticiyle çalışmasının doğru olmadığını düşünüyorum.” diyor.