Mutlu şirketin formülü: x1+y2-z+3c+x9  

Barış Soydan

 

 

İşyerinde mutluluğun formülü hiç de yukarıdaki başlıktaki kadar karmaşık değil! Woohoo Inc.’in kurucusu Alexander Kjerulf'e göre, çalışanlarının mutluluğunu önemseyen şirketler, yaratıcı çaba heyecanını nasıl yaratabilecekleri üzerine düşünmeli.

 

Avrupa’nın kendi alanında en büyük etkinliği olan Peryön 23. İnsan Yönetimi Kongresi, bu yıl 16-17 Kasım’da İstanbul’da Haliç Kongre Merkezi’nde gerçekleşecek. Kongrede insan yönetimindeki son trendler, yeni kavramlar, başarılı ve örnek uygulamalar 40’ı aşkın oturumda aktarılacak. Bu yılki konuşmacılar arasında çalışan bağlılığı konusunda uzman David Zinger, Korn Ferry Yönetici Ortağı Steve Newhall yer alıyor. Türkiye’den ise ünlü tarihçi Prof. Dr. İlber Ortaylı, Eczacıbaşı Topluluğu CEO’su Erdal Karamercan, Denizbank Genel Müdürü Hakan Ateş, Yemeksepeti.com Genel Müdürü Nevzat Aydın konuşma yapacak olan isimlerden sadece bazıları. Peryön Kongresi'nin bunların dışında ilginç bir konuğu daha var: İşyerinde mutluluk uzmanı Woohoo Inc. Kurucu Başkanı Alexander Kjerulf... Zirve öncesi Kjerulf, işyerinde mutluluğun mümkün olup olmadığı üzerine şunları anlattı:

 

Mutluluk alanında çalışmaya nasıl başladınız? Size “işyerinde mutluluk uzmanı” unvanı kazandıran dönüm noktaları, başarılar neler oldu?

Benim iş geçmişim BT alanında başladı. Bilgisayar bilimi dalında yüksek lisans derecem var ve BT alanında neredeyse 10 senelik danışmanlık ve girişimcilik geçmişine sahibim. İşimi sevmek benim için her zaman kişisel bir değer oldu. Her zaman için, hayatın nefret ettiğin bir işte çalışmak için çok kısa olduğunu ve hem işin hem de yaşamın işini sevdiğin zaman daha keyifli olduğunu hissettim. 1997 yılında, Enterprise Systems adında bir BT danışmanlık firmasının kurucuları arasında yer aldım; işi kurarken birincil hedeflerimizden biri bu şirketi çok mutlu bir işyeri yapmaktı. Gerçekten de öyle oldu! O şirketi 2002’de sattık ve o zaman, yaşamdaki gerçek tutkumun BT değil, işyerinde mutluluk olduğunu fark ettim. Dolayısıyla, 2003’te Woohoo Inc.’in kurucuları arasında yer aldım ve o zamandan bu yana 30’dan fazla ülkede Ikea, Lego, Pfizer, IBM, Hilton ve diğer birçok müşteri için konuşmalar yapıyorum, atölyeler ve yönetim eğitimleri düzenliyorum. İlk kitabım Sabah 9’dan Akşam 6’ya Happy Hour Türkçe’nin de aralarında olduğu 10 farklı dile tercüme edildi!

 

Bu yıl Çinli bir şirket sahibi, tüm çalışanlarını Fransa’ya lüks tatile götürdü, çalışanları için plaj kapattı. Başka bir şirket sahibi ise şirket satışından elde edilen gelirden önemli bir bölümü çalışanlarına dağıttı. Sizce bu patronların amacı ne? Çalışana yapılan bu kadar masraf /yatırım şirkete geri döner mi?

Bunlardan birincisinin fazla abartıldığını ve insanları mutlu etme olasılığının düşük olduğunu düşünüyorum. İkinci örneği ise çok beğendim, çünkü çalışanlarla birlikte yaratılan değerin çalışanlarla paylaşılmasıyla ilgili. Bu aynı zamanda çalışanları şirketin finansallarını anlamak konusunda daha fazla teşvik ediyor.

 

Çalışanları en mutlu şirketlere bakıldığında ortak özelliklerin neler olduğu ortaya çıkıyor? Para mı, kariyer mi, çalışma saatleri mi, çalışanları en çok neler mutlu ediyor?

Bu şirketleri farklı kılan şeylerden biri, stratejik bir şekilde mutlu çalışanlara odaklanan üst yöneticilere sahip olmaları. Kâr elde etmenin tek sürdürülebilir yönteminin mutlu bir işyeri yaratmak olduğunu bilen CEO’ları var ve bu yöneticiler kâr-zarar hanesindeki kısa vadeli kazançlar için pozitif bir şirket kültürünü tehlikeye atmayı reddeden kişiler. Herkesin daha fazla çalışmasını sağlamaya çalışmak yerine çalışanlarına makul çalışma saatleri veriyorlar. Herkese mümkün olduğunca az ödeme yapmaya çalışmak yerine adil bir maaş ödüyorlar. Fakat çoğunlukla bizi işyerinde gerçekten de mutlu eden iki şeye; elde edilen sonuçlara ve ilişkilere odaklanıyorlar. Hepimiz sonuç almak isteriz. En derin psikolojik ihtiyaçlarımızdan biri, çevremizi kontrol altında tutma ihtiyacımızdır. Başarılı olmak insana kendini harika hissettirir. Franklin D. Roosevelt’in dediği gibi: “Mutluluk, başarının keyfinde ve yaratıcı çabanın heyecanında yatar.” Bazı yöneticiler, performans için çalışanları baskı altında tutulmaları gerektiğini, kendi başımıza bırakıldığımızda hiçbir şey yapmamayı tercih ettiğimizi düşünüyorlar. Aslında bunun tam tersi doğru. İkinci olarak, işteki ilişkilerimiz geliyor. İnsan olarak hepimiz değerli olduğumuzu hissetmeye ve çalışma arkadaşlarımızla ve yöneticilerimizle hatta müşterilerimiz, tedarikçilerimiz, hissedarlarımız ve şirketin en geniş toplumu ile iyi ilişkilere sahip olmaya ihtiyaç duyarız. Dolayısıyla, işyerinde mutluluğun sırrı çalışanlara saygıyla ve değer vererek yaklaşmakta. Bunu aynı zamanda işyerinde çalışanların ezilmesi, stres ya da sürekli fazla mesai gibi mutsuzluğa yol açan unsurları ortadan kaldırarak da yaparız. Danimarkalı CEO Hans Erik Bronserud’un söylediği gibi: “Herkese aynı davranmanın tek yolu, herkese farklı davranmaktır”. Ama odak noktası, çalışanlara sonuç ve ilişkilerle ilgili hissiyatı vermek olmalı.

 

Ülke bazında değerlendirirseniz hangi ülkelerde çalışanların mutluluğu için özel çalışmalar yapılıyor?

OECD’nin farklı ülkelerde iş tatminine ilişkin ilginç istatistikleri var ve büyük farklar olduğunu görüyoruz. Ayrıca, Gallup’un da farklı ülkelerde işyeri sadakatine ilişkin ilginç rakamları var. İlginç bir şekilde, Nordik ülkeler en mutlu çalışanlara sahip. Dünyanın büyük kısmında işyerinde perişan bir halde olmak son derece normal ve birçok insan korkunç toksik işyerlerinde çalışmayı kabul ediyor. İskandinavya’da çalışanların performansını önemsiyoruz (tabii ki) ama aynı zamanda insanların işte nasıl hissettiklerini de önemsiyoruz ve insanların işlerini sevdiklerinde daha iyi iş çıkardıklarını da biliyoruz. Biz aynı zamanda dünyadaki en düşük çalışma saatlerine sahibiz, ki bu hayatımızın geri kalanından keyif almak için daha fazla zamanımız olduğu anlamına geliyor. Ve tabii ki İskandinav dillerinde işte mutlu olmak anlamında bir kelime var ve bu kelime bu kavramın kültürde ne kadar kökleşmiş olduğunu gösteriyor: Arbejdsglæde. Bu diğer Nordik dillerinde de var (İsveççe, Norveççe, Fince ve İzlandaca) ama gezegendeki diğer hiçbir dilde yok. Kontrol ettim! Örneğin, biz İskandinavlar arbejdsglæde kelimesine sahip olmamıza karşın, Japonların “fazla çalışmaktan ölmek” anlamına gelen 'karoshi' diye bir kelimesi var. .

 

Bir kurumun çalışanlarının mutlu ya da mutsuz olduğu nasıl anlaşılır?

Bunu ölçebiliriz. Aslında bunu ölçmek zorundayız. Fakat alışılagelmiş personel tatmini anketleri çoğunlukla işe yaramaz çünkü çok fazla soru içeriyorlar ve yanlış şeyi ölçüyorlar. Bu testler tatmini ölçer, mutluluğu değil. Herhangi bir sorunu erken teşhis edebileceğiniz, sadece birkaç sorunun yer aldığı basit bir anket kullanın.

 

Kongredeki konuşmanızda nelerden bahsedeceksiniz?

Türkiye’deki işyerlerinin, daha mutlu ve daha başarılı işyerleri yaratmak için mutluluk bilimini nasıl kullanabileceklerini göstereceğim. Sizlere, sonuçlar ve ilişkiler yaratmak için hemen kullanabileceğiniz belirli araçlar vereceğim ve dünyanın en mutlu şirketlerinin bazılarından örnekler paylaşacağım.

 

 

Mutlu şirketler daha fazla para kazanır

 

Mutlu çalışanlara sahip şirketler gerçekten daha kârlı, finansal olarak başarılı şirketler mi?  İşyerinde mutluluk uzmanı Alexander Kjerulf'e göre bu sorunun yanıtı “Evet”. Ve işte nedenleri:

Araştırmalar, mutlu şirketlerin borsa fiyatlarının daha yüksek olduğunu gösteriyor. Psikoloji ve nöroloji alanında yapılan çalışmalar, olumlu duygular deneyimleyen insanların daha üretken, hızlı ve verimli çalıştıklarını ortaya koyuyorlar.

Mutlu çalışanlar daha iyi iş çıkarırlar.

Daha nadir hastalanırlar ve daha düşük işe devamsızlık oranlarına sahiplerdir

Daha yaratıcılardır, daha fazla ve daha iyi fikirler üretirler.

Çok daha iyi hizmet verirler ve müşterileri daha mutlu ederler.

Şirkette daha uzun süre kalırlar ve böylece yeni kişilerin işe alınması konusunda harcanacak büyük çabaları ortadan kaldırırlar.

Satışla ilgili pozisyonlarda olduklarında daha fazla satış yaparlar.

Başarısızlık karşısında daha dirençlidirler .

Ekip içerisinde daha iyi çalışırlar

 

Amazon'un daha nasıl başarılı olacağını hayal edin!

 

Geçtiğimiz günlerde Turkishtime'da Amazon’daki çalışanlara uygulanan baskının da konu edildiği bir haber yayınlandı, oldukça da ses getirdi, tartışıldı. Madem Amazon’da çalışmak bu kadar kötü, şirket neden başarılı, neden çalışanlar verimli diyenler de oldu. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz? Mutsuz çalışanlar da başarılı sonuçlar üretebilir mi?

Tabii ki bir şirket aynı anda hem mutsuz hem de başarılı olabilir. Eğer yeterince güçlü bir iş modeline veya piyasada daha yüksek bir konuma sahiplerse, çalışanları ölümüne çalıştırılsa dahi (bazı durumlarda gerçekten de böyledir) para kazanabilirler. Fakat bu noktada benim sorum şu olur: eğer bu şirketlerin çalışanları işlerini sevselerdi ve böylece daha yaratıcı, iyimser ve enerjik olsalardı vs. söz konusu şirketlerin daha ne kadar başarılı olacaklarını hayal edin. Ve bu türde bir başarı, her zaman için daha sürdürülebilir olacaktır, çünkü bu model insanları yıpratmaya ve daha sonra yerlerine yenilerini koymaya dayalı olmayacaktır.