Geleceği şekillendiren gelişmeler

Fatih Aydın

Gelin bazı rakamlara bakalım. 2050 yılında dünyanın besin ihtiyacı, bugüne göre yüzde 70 artacak. 2035 yılına kadar bilişim altyapısına yapılacak harcamalar, toplamda 50 trilyon doları bulacak. Her yıl toplam 2 bin 600 adet en son teknoloji ürünü nükleer santralin üretebileceği kadar enerjiyi petrolden sağlıyor olsak da, kolayca çıkarılabilecek ve işlenebilecek petrol miktarı hızla azalıyor. Petrol bitmeden onlarca yıl önce ucuza çıkarılıp işlenen petrol rezervleri bitmiş olacak. Üstelik toplam enerji ihtiyacımızın önümüzdeki yüzyılda dört kat artacağı da cabası.
Yukarıdaki durumun sonucu olarak ve insanoğlunun hayal gücü yardımıyla şu an sadece bilim-kurgu filmlerinde gördüğümüz olgular, önümüzdeki dönemde gerçek birer iş potansiyeline dönüşecek. Olası iş potansiyelinden yararlanacak kişiler, şirketler hatta ülkeler de kendilerini herkesten önce bu sektörlerde konumlayabilenler olacak.
Peki bugünün bilim kurgu ve geleceğin gerçek iş alanları nedir?
Birincisi, tarımda çok ileri teknolojiler kullanılmaya başlanacak. Sadece bitkilerle değil, onları nerede ve nasıl yetiştirdiğimizle ilgili şeyler de değişecek. Örneğin büyüyen şehirler ve artan petrol maliyetleri, önümüzdeki dönemde şehre yakın yerlerde belki de apartman şeklinde dizayn edilmiş seraları zorunlu kılacak. ABD’de buna benzer çalışmaları şimdiden görmeye başladık. Yani önümüzdeki dönemde dikey tarlalar kavramı çok büyük olasılıkla hayal olmaktan çıkacak.
İkinci alan olan enerji konusunda güneş enerjisi başı çekecek. Ülkemizin iklim şartlarını ve insan kaynağı kalitesini düşününce, bu konuda Türkiye’nin dünya liderlerinden olması işten bile değil. Bugün sadece bazı evlerde su ısıtmak için kullandığımız güneş enerjisi, bu yüzyılın sonunda dünyadaki enerji ihtiyacının yarısından fazlasını karşılamaya aday.
Üçüncü alan olan bilişim konusunda ise dünyanın en bakir ve gelişmeye açık alanlarından biri robotlar. Bu noktada filmlerdeki hayal ürünü cihazlardan bahsetmiyorum. Hepimizin bildiği gibi otomotiv sektöründe yıllardır robotlar kullanılıyor. Gelecekte üretimin her alanında robotların kullanımı hızla yaygınlaşacak. Günümüzde ucuz işgücünün vatanı konumunda olan Çin, aynı zamanda robot konusuna en büyük yatırımı yapan ülke.
Bu yukarıdaki alanlara diğerlerinden önce yatırım yapanlar, ilgili konularda sektör lideri olmaya daha büyük aday olacak. Murat Vargı’nın Türkiye’ye cep telefonu konseptini ilk getirdiğinde kendisine muhatap bulamadığı bir şehir efsanesi olarak anlatılır. İlk hareket eden olmak zordur ama karşılığı da bir o kadar büyük olur.

Ücretsiz eğitim, herkese, her yerde ve en yüksek kalitede
Türkiye’de eğitime dair çok güzel bazı projeler tartışılıyor. Fatih Projesi bunlardan belki de en önemlisi. Devlet eliyle sürdürülen bu projelere özel teşebbüs, yüksek kalitede içerikle ve üniversitelerle işbirliği yaparak kesinlikle destek olmalı. ABD, internet teknolojilerini kullanarak ücretsiz ve yüksek kalitede eğitim içeriğinin kitlelerle paylaşıldığı bir modele doğru hızla gidiyor. Standford, Berkeley, MIT gibi en önde gelen üniversitelerin içerikleri, hatta bazen sertifika programları hem ücretsiz hem de hiçbir ön koşul aranmadan kitlelere sunuluyor. Katılımcıdan para alarak değil başka iş modelleri oluşturarak ayakta kalan bu yapılar, eğitimde hem bir sosyal sorumluluk açığını kapatıyor hem de ülkenin gelişimine önayak oluyor.