Deadline mercek altında

Zehra Tike

İşleri hızlı bir şekilde yetiştirme baskısı, kimi zaman etik dışı yöntemlerin tercih edilmesine sebep olabiliyor. LIBOR skandalıyla finans dünyasının yüksek hızı sorgulanıyor. Deadline baskısı, bugün standart çalışandan en üst düzey yöneticiye kadar hedefleri olan şirketlerin hissettiği bir baskı. Günümüzde ise bu baskı artık daha ön plana çıkıyor. Örneğin milyonlarca doların saniyede transfer edildiği borsalar. Geçtiğimiz yıl Tokyo Borsası brokerların boş vakitlerini 90 dakikadan 60 dakikaya indirmişti. Deadline baskısını görece rahat şirketlerde bile görmek mümkün. Çalışanlarına kendi projenizi yürütün diyen HP ve Google, artık bu programlarını kısıtlamaya gitti. Fakat iş çevrelerinde deadline baskısı da sorgulanır hale geldi. Yüksek hızda işlem yapılan finansal piyasalarda skandal üstüne skandal patladı (En günceli LIBOR skandalı oldu). Tüm bunlar iki yönetim araştırmacısını deadline’ın tüm bunlar üzerindeki etkisini araştırmaya yönlendirdi. John Hopkins Üniversitesi’nden Brian Gunia yaptığı deneylerle insanların deadline baskısı olmadan daha etik olduklarını kanıtladı. Doğru ve yanlışın açık olduğu iki seçenekte doğru olanı seçme oranı yeterli zaman verildiğinde 5 kat arttı. Yani her şeyi hızlı yapmak bir nevi fast food iş dünyası yaratırken aynı zamanda etik dışı uygulamalara da yol açıyor. San Diego Üniversitesi’nden Frank Partnoy “Ertelemenin Sanatı ve Bilimi” adlı kitabında modern iş dünyasının hızlı yapılacak işler ve üstünde düşünülecek zaman ayrılacak işler olarak ikiye ayrıldığını belirtiyor. Bu iki iş türü, koordine edildiği zaman daha etik iş uygulamalarının ortaya çıkacağını iddia ediyor.