Katılım bankacılığı, Türkiye'de beş yılda 93 milyar dolar aktife ulaşacak

Ersin Kaplan

Dünyanın en büyük denetim ve danışmanlık şirketlerinden EY’nin 2016 Dünya İslami Bankacılık Rekabet Raporu’na göre Türkiye’de katılım bankacılığı aktifleri 2020 yılına kadar yıllık ortalama %16 büyüme göstererek 93 milyar dolara ulaşacak. Raporla ilgili değerlendirmede bulunan EY Türkiye Danışmanlık Hizmetleri Bölüm Başkanı ve Finansal Hizmetler Sektör Lideri Selim Elhadef, Türkiye'de katılım bankacılığı sisteminin 2025'te %15 pazar payına ulaşma vizyonu doğrultusunda emin adımlarla ilerlendiğinin altını çizdi.

Uluslararası denetim ve danışmanlık şirketi EY, 2016 Dünya İslami Bankacılık Rekabet Raporu’nu açıkladı. Rapora göre; Türkiye'de 2015 yıl sonu itibariyle 52 milyar dolara olması beklenen katılım bankacılığı aktifleri, önümüzdeki 5 yılda yıllık ortalama %16 büyüme göstererek 93 milyar dolara yükselecek. Bununla birlikte dünya genelinde İslami bankacılık varlıklarının büyük bir bölümünü oluşturan Katar, Endonezya, Suudi Arabistan, Malezya, Birleşik Arap Emirlikleri ve Türkiye'de , İslami bankacılık aktiflerinin 2015 yıl sonu itibariyle 920 milyar doları aştığı tahmin ediliyor ve rapora göre; küresel İslami bankacılık sektörünün kâr havuzu 2020 yılında 30,3 milyar dolara ulaşacak. Raporda, ortalama yıllık büyüme oranları ile bankacılık sektörü aktifleri dikkate alındığında, Suudi Arabistan, Katar, Pakistan, BAE ve Türkiye'nin kilit oyuncular olduğu belirtilirken, Türkiye'nin büyüme potansiyelinin katılım bankacılığı sektörünün büyümesinde önemli rol alacağı öngörülüyor.

"Katılım bankacılığının büyümesi kapsamında 2015'te önemli gelişmeler yaşandı"

Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan EY Türkiye Danışmanlık Hizmetleri Bölüm Başkanı ve Finansal Hizmetler Sektör Lideri Selim Elhadef, katılım bankacılığının 2015 yılı genel performansına bakıldığında, sektörün büyümesi kapsamında önemli gelişmelerin yaşandığını söyledi. Katılım bankacılığının 2008 yılından bu yana kamunun da desteğiyle hızlı bir büyümeye girdiğini belirten Elhadef, sektörün gelişimi için yapılan çalışmaların da hızlandırıldığını dile getirdi.

Elhadef, Türkiye'de 2009'da toplam bankacılık sistemi içerisinde yüzde 4 olan pazar payının, 2015'te yaklaşık %5,1'e ulaştığını aktararak, şunları kaydetti: "Sektörün büyümesi açısından önemli bir gelişme olarak Ziraat Katılım Bankası'nın katılım bankacılığı sektörüne dâhil olmasını da ekleyebiliriz. Katılım bankacılığının yanı sıra İslami sigortacılık alanında yeni katılım bankalarının da devreye girmesiyle önemli bir büyümenin gerçekleşmesi öngörülmektedir. Bu gelişmelerle birlikte, Türkiye Katılım Bankaları Birliği'nin 2015 yılında yayınladığı strateji belgesinde, katılım bankacılığı sisteminin 2025'te %15 pazar payına ulaşma vizyonu doğrultusunda emin adımlarla ilerlendiği ve ilgili hedeflerin gerçekleşeceği öngörülmektedir."

Katılım bankalarının, hedeflenen bankacılık pazar payına ulaşması için bir takım mevzuat ve ürün düzenlemelerinin yapılması gerektiğine işaret eden Elhadef, "Bu ihtiyaçlara örnek olarak, hâlihazırda kullanılan ürünlerin etkinliğinin artırılması ve daha fazla kişiye erişilmesi için başta kira sertifikası ürünü ile murabaha kullanımının artırılması gösterilebilir" diye konuştu.

"Yasal düzenlemelerin yapılması gerek"

Elhadef, kamu projelerinin finansmanı ile benzeri alternatif kaynak ve yöntemlerle mebni kira sertifikasına açıkça olanak tanıyan bir hükmün eklenmesiyle özel sektör kira sertifikası ihraçlarının yolunun açılacağını ifade etti.

Özel amaçlı kuruluşlara tanınan kira hukukuyla ilgili muafiyetin, özel sektör kira sertifikası ihraçlarında tanınmasının da özel sektörün kira sertifikası ihraçlarına olumlu etki yaratacağını vurgulayan Elhadef, şöyle devam etti:

"Türkiye'de katılım bankacılığı aktiflerinin %80'ini oluşturan murabaha ürününün kullanımının artırılması ve daha fazla kişiye ulaşımının sağlanması için ise vekâlet işlemlerinde sorumsuzluk sözleşmelerinin getirilmesi ve çifte vergilendirme uygulamasının çözümlenmesi gerektiği ön plana çıkmıştır. Ek olarak 'Müşterinin mal ve hizmet alımında banka adına vekil tayin edilmesi hususunda ortak bir uygulamaya geçilmesi' kapsamında vekâlet işlemlerinde maldan doğan ayıptan bankanın sorumlu olmaması için yasal mevzuat düzenlemelerin yapılması gerektiği ön plana çıkmaktadır. Bu kapsamda 4749 sayılı 'Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi' adlı kanununda bir takım düzenlemelerin yapılması gerek."

"Müslüman ve genç nüfusu, katılım bankacılığının gelişiminde Türkiye'yi ön plana çıkardı"

Elhadef, Türkiye'nin İslami Finans piyasasındaki avantajlarına da değinerek, "Türkiye 2008 yılından bu yana artan yatırımlarla 2009-2013 yılları arasında Endonezya'dan sonra katılım bankacılığı alanında en çok büyüme gösteren ülke olup, 2016 EY İslami Bankacılık Raporu'na göre 2020 yılında katılım bankacılığı sektörü toplam varlıklarının 93 milyar dolara ulaşması beklenmektedir" dedi.

Türkiye'nin Müslüman ve genç nüfusu içerisinde, bankacılık hizmetlerinden dini sebeplerle yararlanmayan geniş bir kitlenin bulunduğuna dikkati çeken Elhadef, bu durumun katılım bankacılığının gelişiminde Türkiye'yi ön plana çıkardığını söyledi. Elhadef, ürün çeşitliliğinin artması ve mevzuat iyileştirmelerinin yapılması halinde, müşterilerin katılım bankacılığı ürün ve hizmet kullanımının artacağını öngörüsünde bulunarak, "Demografik faktörler, Ortadoğu ve Kuzey Afrika bölgesi ve İslam ülkeleriyle artan ticaret hacmi, kamunun KOBİ'leri destekleyen politikaları özel sektörün katılım bankacılığı ürün ve hizmetlerini kullanmasını destekleyecektir” değerlendirmelerini yaptı.