Ömer Koç nasıl bir yönetici?

Barış Soydan

 

Koç Holding’in yeni kaptanı Ömer Koç, zor beğenen, titiz, detaycı, hatasız iş isteyen bir patron portresi çiziyor. Centilmen kişiliğiyle öne çıkan Koç, dakikliğiyle de tanınıyor.

YAZI RAHİME BAŞ UÇAR

Yıl 1994… Koç Holding’in kurucusu merhum Vehbi Koç’un büyük emek verdiği Nüfus ve Aile Planlaması Vakfı, Birleşmiş Milletler’in United Nations Population Award-1993, Dünya Nüfus Ödülü’nü kazanmıştı. Vehbi Koç’u vefatından iki yıl önce çok mutlu eden bu ödülün töreni, 14 Haziran 1994 günü Birleşmiş Milletler Teşkilatı’nın Cenevre’deki merkezinde yapılacaktı. O günlerde sağlık durumu çok da iyi olmayan Vehbi Koç’a, seyahatinde kızı Sevgi Gönül, damadı Erdoğan Gönül ve torunu İpek Kıraç eşlik ediyordu. Cenevre’de yapılan törene dünyanın her ülkesinden 500 delege katılmıştı. Vehbi Koç’un çok heyecanlı ve gururlu olduğu bu törendeki anlamlı bir ayrıntıyı; Koç Holding’de 41 yıl çalışan ve 25 yıl önce ‘İdare Meclisi Başkanı’ olarak emekli olan Can Kıraç, Anılarımla Patronum Vehbi Koç kitabının 31. sayfasında şöyle anlatıyor: “Törenin anlamlı başka bir yönü de, Vehbi Koç'un teşekkür konuşmasını, torunu Ömer Koç'un İngilizce olarak ve İngiliz vurgusuyla okumuş olmasıydı. Törenden sonra verilen resepsiyonda, dünyanın değişik ülkelerini temsil eden delegeler Vehbi Koç'u kutlarken, ona, hayranlıklarını belirtmekten geri kalmamışlardı... Her şeyin beklenilenden daha kusursuz ve mükemmel bir şekilde cereyan edip tamamlanması Vehbi Bey'i çok mutlu etmişti...”

ORTANCA TORUN, 54 YAŞINDA…

Cumhuriyet döneminin en önemli işadamlarından Vehbi Koç, tek oğlu Rahmi Koç’tan üç torun sahibi olma zevkini tattı. Koç’un ortanca torunu Ömer Mehmet Koç, 24 Mart 1962 tarihinde Ankara’da dünyaya gelmişti. Belki de Vehbi Koç, o günlerde 32 yaşında olan torunu Ömer Koç ile ilgili en büyük gururlarından birini 14 Haziran 1994’te BM’deki ödül töreni sırasında yaşamıştı. Torunlarından birinin daha iyi ve beynelminel bir kültürle yetişmiş olduğunu hatırlaması, emanetinin emin ellerde olduğunu kendisine hatırlatmış ama bunu her zaman olduğu gibi ifade etmekten kaçınmıştı. Ama sanırız bugün Vehbi Bey yaşasaydı hem ilk torunu Mustafa Vehbi Koç’u vakitsiz kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşarken, hem de holdingde bayrağı devralan Ömer Koç ile bir kez daha gururlanırdı. Koç Ailesi, “en büyük evlat” geleneğini bozmadan geçen ay Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini Ömer Koç’a emanet etti.

BEKLENMEDİK ANDA GELEN GÖREV

Koç Ailesi’nin üçüncü kuşak temsilcilerinden olan Ömer Koç, iyi bir yetişmiş bir isim. Liseyi Robert Kolej’de okuyan Koç, Columbia Üniversitesi’nde Yunan Filolojisi üzerine lisans eğitimini 1985’te tamamladı. 1989’da Columbia Üniversitesi İşletme Fakültesi’nden MBA derecesi alan Koç, ilk iş tecrübesini yurt dışında aldı. İş yaşamına 1985 yılında İsviçre’deki Kofisa Trading Company’de ‘satış elemanı’ olarak başladı. Ardından aynı görevle 1989’da New York merkezli Ramerica Int. Inc.’de çalıştı.

Türkiye’ye döndükten sonra aile şirketlerinden Gazal A.Ş.’de 1991 yılında çalışmaya başlayan Ömer Koç, enerji şirketlerinde önemli tecrübeler edindi. 1991-2004 yılları arasında Gazal A.Ş.’de Müdürlük, Koç Holding’de Finansman Koordinatörlüğü, Enerji Grubu Başkan Yardımcılığı ve Enerji Grubu Başkanlığı görevlerinde bulunan Koç, Mayıs 2008’de ise Koç Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekilliği görevine atandı. Aynı yıldan beri Tüpraş’ın da Yönetim Kurulu Başkanlığı’nı yürüten Koç, kaderin tecellisiyle beklemediği bir zamanda ‘yönetim kurulu başkanlığı’ koltuğuna oturdu.

YENİ MAVİ GÖZLÜ PATRON

Ömer Mehmet Koç, 2015’te konsolide cirosu 69.5 milyar TL’yi bulan, son dört yılda kombine yatırımları 12 milyar dolara ulaşan ve çalışan sayısı 91 bini aşan Türkiye’nin en büyük holdingine liderlik edecek. Merhum Mustafa Koç’u “ Güle güle mavi gözlü, güler yüzlü patron, seni unutmayacağız” diyerek ebedi yolculuğuna uğurlayan çalışanlar; şimdi yeni bir mavi gözlü patrona kavuştular. 91 bin çalışan yeni patronlarının nasıl biri olduğunu merak ediyor. Aslına bakarsanız sadece onlar değil; tüm Türk iş, siyaset ve kültür-sanat dünyası Ömer Koç’un nasıl bir mizacı olduğunu merak ediyor.  Zira kendisine yapılan ilk yakıştırma “gizemli” bir kişilik olması… Bugüne kadar holdingin genel kurul toplantıları, enerji grubunun en önemli toplantıları ve destek verdiği sivil toplum kuruluşlarının toplantıları dışında iş dünyasında çok fazla görülüp tanınmayan Koç, artık görevi gereği daha çok önde olacak. Kimi zaman Ankara’nın en güçlü isimleriyle aynı masayı paylaşacak, kimi zaman Koç’un amiral gemilerinden Arçelik’in kapısından içeri ansızın giriverecek! Zaten 11 Şubat’ta yapılan ve abisi Mustafa Koç’un da anıldığı TÜSİAD’ın 46. Olağan Genel Kurulu’na katılarak artık iş dünyasının sivil toplum kuruluşlarında daha çok görüleceğinin mesajını da verdi.

Peki Koç’un yeni mavi gözlü patronuyla çalışacakları, nasıl bir yönetici-patron portresi bekliyor? Öncelikle şunu söyleyelim ki, Ömer Koç’ta tüm Koç şirketlerinin kurumsal kültürünün iliklerine kadar işlemiş ‘profesyonelleşme’yi içselleştirmiş bir patron. Kendisiyle yakın çalışanlar profesyonellerine verdikleri inisiyatif nedeniyle çoğu zaman kürsüye çıkmadığını bile söylüyorlar.

VİZYONU AÇIK PATRON

Koç’un büyük lokma TÜPRAŞ’ı bünyesine katıp, sindirmesi aşamasında önemli katkıları bulunan Ömer Koç, 2008’ten beri liderlik yaptığı şirketi, Akdeniz’in en rekabetçi rafinerisi durumuna getirdi. Topluluğun gerek Aygaz, gerekse Opet gibi önemli enerji şirketlerine ‘vizyoner’ kişiliğiyle yön gösteren Koç, topluluğun bugün yarısından fazlasına enerji şirketlerinin hükmetmesinin de mimarı… Zaten bazı iş insanları “Koç Topluluğu’nun yüzde 60’ını ‘enerji’ yani Tüpraş, Aygaz ve Opet oluşturuyor. Enerji Grubu’nun dümeninde uzun yıllardır Ömer Koç olduğuna göre yeni patronun kendisi olması da doğal” yorumunu yapıyorlar.

Koç Holding Şeref Başkanı Rahmi Koç başta olmak üzere Koç Ailesi ile yakın dostluğu olan işadamı Hasan Arat, “Ömer Koç, Türkiye’de en iyi eğitim almış dostlarımızdan biridir. Özellikle holdingin, enerji sektöründeki başarılı adımlarında çok etkili olmuştur. Abisinin zamansız vefatı nedeniyle devraldığı bu görevi mükemmel bir şekilde yerine getireceğine inanıyorum” sözleriyle Koç’a iş dünyasının güvenini dillendiriyor.

ZOR BEĞENİR!

Gerek şirketlerde gerekse sivil toplum kuruluşlarında kendisiyle yakın çalışanlar Ömer Koç’u “Dikkatli, titiz, detaycı” olarak tanımlıyor. Detaycı ve titiz özellikleri işi yapmaya engel değil pozitif bir özellik olarak değerlendirdiklerini de belirtelim. Sorumluluk aldığı işlerde iş disiplini yüksek ve prensipli bir yaklaşım sergileyen Ömer Koç’un özel gece, lansman gibi etkinliklerin detaylarıyla bile yakından ilgilendiğini, programların başarılı geçmesi için çok titizlendiğini anlatıyorlar. Kendisine taslak olarak verilen konuşma metinlerini adeta yeniden yazıp geliştirdiği söyleniyor. Kendisiyle üç yıl yakın çalışan bir profesyonel “Çok kibar ve centilmendir. Hiç kızdığına şahit olmadım ama hatasız iş ister. Örneğin özel bir davet ve organizasyon yapılacaksa çok titizlenir; ikramından toplantının akışına kadar hiçbir hata çıkmaması için her şeyin en iyi şekilde olmasını ister. Şunu da belirtmeliyim ki; Ömer Bey, zor beğenir!”

VİZYONER VE ENTELEKTÜEL

Fransızca, İngilizce, Osmanlıca’ya hakim olan Ömer Koç, genç yaşında bile çalıştığı deneyimli profesyonelleri yüksek entelektüel birikimi ile etkilemeyi başarmış. Onlara farklı bir bakış açısı göstererek ‘vizyoner’ kişiliğini konular ve olaylar karşısında ortaya koyan Koç’un, katılımcı, paylaşımcı bir yönetim anlayışını benimsediğini vurgulayalım.

Koç’un yeni patronun zaman yönetimi konusunda da son derece dakik olduğunu belirtmekte fayda var. Kendisiyle 3 dönemdir (9 yıldır) birlikte çalışan Vehbi Koç Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Rona Yırcalı, Turkishtime’e şu sözlerle anlatıyor: “Sivil toplum kuruluşlarındaki birlikte çalışmalarımızda gördüm ki, STK çalışmalarında son derece dikkatlidir. Kurumun menfaatini göz önünde tutar. Toplantılarda saat mefhumuna da dikkat eder. Toplantının vaktinde başlaması ve belirlenen sürede bitmesi önemlidir. Masa etrafındaki herkesin fikirlerini almak ister; STK’larda katılımcı ve paylaşımcı bir yapıdadır. Ömer Bey beraber çalıştığı insanlara karşı son derece kibardır.  Geniş kültürü vardır; Osmanlıca da bilir. Değişik seviyelerde ve ileri yaşlardaki insanlarda bile olmayan bir kültürel birikime ve meraka sahip. Birçok insan bilmez ama mütevazidir.”

AYAK ÜSTÜ SOHBET

İlk bakışta ‘cool’ bir insan olarak görülen Ömer Koç, belki de İngiliz stili giyimiyle bu algıya neden olsa da yakın tanıyanlara göre son derece mütevazı ve kibar bir işadamı... Koç Ailesi’nin genel karakteristik özelliği olan insanlara karşı “alçakgönüllü ve zarif” tutum kendisinde de mevcut. Hangi seviyede olursa olsun eski ve tanığı, her seviyedeki Koç çalışanlarıyla ayaküstü bile sohbet edip hatırlarını soran Koç’la ilgili şu cümlelere de kulak vermekte fayda var: “Şirkete geldiğinde herkes hazır ola geçerdi ama Ömer Bey gördüğü herkesin elini sıkar. Uzun zamandır tanıdıklarıyla merhabalaşır ve ayak üstü sohbet ederdi. Kendisi çok kibardır. Toplantı yaptığı insanlara kalkar yerini verir, mutlaka izzet-ikramda bulunup ağırlamak ister.”

YENİ MÜZE KURUYORLAR!

Ömer Koç, iflah olmaz bir kültür-sanat destekçisi… Üstelik sanatın birçok dalını kucaklayan ve destekleyen bir kişi… Zaten kişisel yatırımlarını da kültür-sanata yapıyor; topluma katkısını da bu yolla ortaya koyuyor. Afrodisyas’tan Sagalassos Antik Kenti’ne kadar birçok antik kentte desteği var. Halası merhum Sevgi Gönül’ün vasiyeti üzerine hem Geyre Vakfı’nın Başkanlığını hem de Sadberk Hanım Müzesi’nin yönetimini üstlenen Koç, Yapı Kredi Yayınları’ndan İstanbul Bienali’ne birçok kültür-sanat faaliyetine hem beyni, zamanı ve bağışlarıyla katkıda bulunuyor. Ömer Koç, Koç Ailesi’nin desteklediği birçok kültür-sanat projesinde de en çok emek veren aile bireyi olarak dikkat çekiyor. Vehbi Koç Vakfı’nın 2010’da açtığı Arter Sanat Galerisi adeta Ömer Koç ile özdeşleşirken,  yeni başkanın gündemindeki en önemli projelerinden birinin ise Dolapdere’deki 50 milyon euro bütçe ile kurulmasına başlanan modern sanat müzesi olduğu biliniyor.

BİLGİSİNİ AKTARIYOR

Ömer Koç’un bir diğer özelliği ise sanat zevkini ve birikimini evdeki hizmetli çalışanlarından en yakınındaki tüm insanlara ve emek verdiği kurumlara aktarmayı bir görev olarak bilmesi… Örneğin 1996’da start verilen Aygaz Kitaplığı projesi bizzat Ömer Koç’un yönlendirilmesiyle başlatılmış. Dünya müzelerinin yakından takip ettiği Aygaz Kitaplığı’nda II. Meşrutiyet’in İlk Yılı”, “Hatıra-i Uhuvvet-Portre Fotoğraların Cazibesi”, “Troya Hazineleri” gibi 12 eser bulunuyor. Bu arada Ömer Koç’un uluslararası müzayedelerle ilgili yeni katalogları toplayıp, evindeki çalışanlara bunları dağıttığı, sonrasında da onlarla eserlerle ilgili sohbet ettiği de yakın çevresinde konuşuluyor.

Evet, 54 yaşında Koç Holding’in dümenine geçen kaptan, gemisini uluslararası sularda yüzdürürken en büyük yardımcısı profesyonel ekibi ve dünya kültürünü kucaklayan kişiliği olacak gibi görünüyor. Zaten dümene geçtikten sonraki verdiği ilk mesajda da bu inancını şu cümle ile ortaya koyuyor: “Önümüzdeki dönemde de Koç Topluluğu olarak, Türkiye ekonomisinin lokomotifi olmayı sürdürürken, küresel arenada ülkemizi yeni başarı hikâyeleri ile buluşturacağımıza yürekten inanıyorum.”

 

 

 

Destek verdiği STK’lar...

Türkiye Eğitim Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı

* Koç Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı

* Vehbi Koç Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi

* Geyre Vakfı Başkanı

* Yapı Kredi Yayınları Kültür Sanat Yayınları Yönetim Kurulu Başkanı

 

Can Kıraç’ın kaleminden…

Koç Holding İdare Meclisi eski Başkanı Can Kıraç’ın Anılarımla Patronum Vehbi Koç kitabının 383’üncü sayfasında Ömer Koç’la ilgili şu cümleler yer alıyor: “ Rahmi Koç'un ortanca oğlu Ömer Koç, Koç ailesindeki genç kuşağın en renkli olanıdır... Sanatın hemen her dalına ilgi duyan Ömer, Türkçe, İngilizce ve Fransızcaya olan hâkimiyeti ile dünya olaylarını çok yakından izler... Ömer Koç, dedesi Vehbi Koç'u değerlendirirken, duygusal olmamaya büyük bir özen gösterdiğini belli etmektedir... "Ben Vehbi Bey'i çok iyi tanıdığımı söyleyemem... Uzun bir süre ondan korkarak yaşadık... Mesela, beraber güldüğümüz bir anı hatırlamıyorum!.. Dedemin, insanları etkileme, onları tahlil etme ve yönlendirme yeteneği müthiştir. Bu yeteneğini bizler için kullanmamıştır.”

 

Geniş bir kitap koleksiyonu var

Ömer Koç, Türkiye’nin önde gelen sanat koleksiyonlarından biri… Kitap koleksiyonerliği küçük yaşta başlayan Koç; verdiği bir röportajda “1990'lı senelerin başında rahmetli halam Sevgi Gönül vasıtasıyla Şefik Atabey ile tanıştım, kendisiyle bilahare çok dost olduk. Nasihatını elimden geldiğince takip etmeye çalıştım ve çok faydası oldu. Fransa Kralı 14. Louis'nin, Rus İmparatoriçesi Maria Feodorovna'nın, Mısırlı Abbas Halim Paşa'nın kütüphanelerinden çıkmış kitaplar var şu anda koleksiyonumda. İthaflı kitap almaya itina ettim, güzel armalı kitaplarım var, orijinal ciltlerinde. Yani eskilerin dediği gibi hem zarf hem mazruf konusunda dikkatli olmaya çalıştım. En büyük zevk çok ilginç bir metnin çok güzel, cazip bir cilt içinde olması tabii. Buna ilginç menşe ve arma, sahtiyan cilt vesaire eklenince tabii, şehvet uyandıran obje gibi bir şey oluyor” diye anlayışını anlatıyor.