Trafik Sigortası Rekabet Kurulu İncelemesi Altında


Trafik Sigortası Rekabet Kurulu İncelemesi Altında

Turkishtime Dergi

FEVZİ TOKSOY

2017 yılında Rekabet Kurulu, sigorta sektörünü yakından inceleme fırsatı bulurken bu incelemelerin ikisini trafik sigortası faaliyetleri oluşturdu. Bu çerçevede, Rekabet Kurulu, ilk olarak yürüttüğü önaraştırmayı soruşturmaya yer olmadığı gerekçesiyle sona erdirirken; diğer yandan yürütmekte olduğu soruşturmayı tamamladı ve herhangi bir ceza uygulanmasına gerek olmadığına hükmetti. Sigorta sektörü bakımından bu kararlara ilişkin dikkat çekilmesi gereken bir diğer husus ise, Türkiye’de trafik sigortası hizmeti sağlayan yerli ve uluslararası 34 şirketten 32’sinin soruşturmaya dahil edilmesiydi.

Soruşturmaya Giden Süreç ve Karar[1]

Kapsamı düşünüldüğünde 2017 yılında Rekabet Kurulu tarafından sigorta sektörü özelinde gerçekleştirilen en önemli inceleme, hiç şüphesiz trafik sigortalarına yönelik rekabete aykırı anlaşma veya uyumlu eylemler aracılığıyla fiyat artışlarının gerçekleştirildiği ve pazar paylaşımı yapıldığı iddialarıyla yürütülen soruşturmaydı. Bu soruşturmaya trafik sigortası sektöründe faaliyet gösteren 34 şirketten 32’sinin ve Türkiye Sigorta, Reasürans ve Emeklilik Şirketleri Birliği’nin (“TSB”) dahil olması gerçekleştirilen soruşturmanın ne kadar kapsamlı olduğunu gösteren önemli bir nokta.

Rekabet Kurulu’na yapılan şikayetlerde özetle (i) sektördeki yeni mevzuat değişikliklerine uyum sebebiyle sigorta şirketlerinin sigorta primlerini iki – üç kat artırma konusunda anlaştıkları, (ii) uluslararası taşımacılık sektöründe faaliyet gösteren TIR’ların, riskli araç gruplarında yer almamalarına karşın; bu tür araçların sürekli trafikte bulunan ve risk oluşturan araçların maliyetlerini üstlendiğinden yüksek tutarda trafik sigortası primi ödedikleri, (iii) tüketicilerin yüksek tutarda trafik sigortası primi ödemeleri sebebiyle trafik sigortası yaptırmaktan kaçındıkları ve aynı şekilde uluslararası taşımacılık sektöründe faaliyet gösteren şirketleri yabancı plakalı araçlarla rekabet edemez konuma getirdikleri ve (iv) bazı sigorta şirketlerinin sigorta poliçesi yapmaktan kaçınmak adına çok yüksek prim teklifleri sundukları ya da bu yönde yasal yükümlülükleri bulunmasına rağmen hiç teklif vermedikleri iddiaları yer almıştır.

Kararda öncelikle trafik sigortası primlerinin esasen sigorta mevzuatına ve genel kabul gören aktüeryal tekniklere göre hesaplandığı ve bu yöntem çerçevesinde aracın tescil edildiği bölge, aracın türü, aracın hasar geçmişi, sürücünün cinsiyeti ve yaşı, yakıt türü, markanın adı, motor gücü gibi faktörlerin dikkate alındığı ifade edilmiştir.

Ayrıca sektörün genel yapısı göz önünde bulundurulduğunda; sunulan hizmetin hüküm ve şartları açısından sigorta şirketlerinin sınırlı bir hareket alanına sahip olmalarına karşın teminat miktarı, ödeme şekli ve sigorta poliçesi düzenleme sürecinde nispeten serbestçe hareket edebildikleri belirtilmiştir. Sigorta şirketlerinin farklı kapsamlarda trafik sigortası hizmeti sunma imkanının sınırlandığı ve farklılaşabilecekleri tek noktanın hizmet kalitesi olduğu değerlendirilmekle birlikte tüketici açısından ana tercih sebebinin ödenecek prim tutarı olduğu tespit edilmiştir.

  1. Birlikte Fiyat Artışı İddiaları

Rekabet Kurulu ilk olarak birlikte fiyat artışı iddiasını incelemiş ve TSB çatısı altında şirketler tarafından Rehber Tarife’nin enflasyon ve asgari ücretteki artışlar neticesinde güncellendiğini, azami brüt prim uygulandığını ve artan primlere ilişkin iletişimler gerçekleştirdiğini tespit etmiştir. Bununla birlikte, şirketlerin kamuoyuna yönelik açıklamaları ile sınırlı olduğu tespit edilen bu iletişimler rekabete aykırı olarak değerlendirilmemiştir.

Bu çerçevede, Rekabet Kurulu tarafından ayrıca dosya kapsamındaki iç yazışmalar analiz edilerek sigorta şirketlerinin (i) özellikle acenteleri vasıtası ile piyasadan bilgi topladıkları ve rakiplerinin davranışlarını yakından takip ettikleri, (ii) rakiplerin primlerine göre hangi fiyat seviyeleri, bölge ve kategorilerde rekabetçi primler verilebileceğine yönelik analizler yaptıkları, (iii) kimi zaman spesifik bir acente ya da müşteri için özel indirimler gerçekleştirdikleri, (iv) kendi kârlılık durumları ve gelir beklentilerine göre piyasa ortalamasına göre düşük kalan primleri kimi zaman artırma eğilimi taşıdıkları ve sektör ortalamasının altında kalmamaya çalıştıkları ve (v) sektör ortalama primlerinin altında kalmamalarının en önemli sebeplerinden birisinin şirketlerin düşük kalan primlerinin planlanandan daha fazla sigorta poliçesi düzenlemesine yol açtığı ve bu durumu istemedikleri tespit edilmiştir. Ayrıca trafik sigortası yapmak istemeyen sigorta şirketlerinin sigorta primlerini yükselttikleri ve rakipler tarafından prim artışı yapıldığı takdirde rekabetçi olmaktan kaçınmak adına primleri tekrardan yükselttikleri de dosya kapsamından anlaşılmıştır.

Bu hususların yanı sıra maliyet artışlarına ilişkin şirketlerin iç yazışmalarından ise; asgari ücret, regülasyon değişiklikleri, değer kaybına ilişkin dava süreçleri ve döviz kurundaki artış sebepleriyle karşılık yükümlülüklerinde artış yapılması ihtiyacı doğduğu tespit edilmiştir. Bu durumun sonucunda maliyetlerde artış olduğu ve artan karşılıkların da zarara neden olduğu belirlenmiştir. Ayrıca bazı şirketlerin oluşan zararları yanlış prim hesabı ve rekabet ortamına bağladıkları ve bu durumun sektörün genelinde görüldüğü de kararda ifade edilmiştir.

Bu kapsamda son olarak, şirketlerin fiyatlama politikaları değerlendirilmiş ve bu değerlendirmelerde şirketlerin sahip oldukları pazar payları, fiyat ve talep ile fiyat ve maliyet arasındaki ilişki dikkate alınmıştır. Tüm bu değerlendirmelerin ardından, Rekabet Kurulu şirketlerin prim ücretlerindeki artışın aynı dönemde meydana gelen maliyet artışından kaynaklandığına ve bu maliyet artışının primlerin belirlenmesinde etkili olduğuna karar vermiştir.

  1. Bir Diğer İddia: Pazar Paylaşımı

Soruşturma kapsamında Rekabet Kurulu ayrıca sigorta şirketleri tarafından belirli araç türlerine yönelik sunulan teklifler arasında çok fark olduğu ve bazı sigorta şirketlerinin paralel veya yüksek teklifler verdiği veya yasal bir yükümlülük olmasına karşın teklif vermekten kaçındıkları iddialarını değerlendirmiştir. Yine bu kapsamdaki bir diğer iddia ise, uluslararası taşımacılık sektöründe faaliyet gösteren TIR’ların, riskli araç gruplarında yer almamalarına karşın bu tür araçların sürekli trafikte bulunan ve risk oluşturan araçların maliyetlerini üstlendiğinden yüksek tutarda trafik sigortası primi ödedikleri ve bu durumun uluslararası taşımacılık sektöründe faaliyet gösteren şirketleri yabancı plakalı araçlarla rekabet edemez konuma getirdiğidir.

Yapılan değerlendirmeler çerçevesinde, araç türüne ve çekici araç türü için düzenlenen poliçe sayısına göre sigorta şirketlerinin pazar payları esas alınmıştır. Bu incelemelerin ardından çekici araç türündeki araç sayısına göre şirketlerin sahip oldukları pazar paylarının dinamik bir şekilde değişkenlik gösterdiği ve ayrıca otomobil ve kamyonetler haricindeki araçlara yönelik düzenlenen poliçelerin oldukça sınırlı bir paya sahip olduğu ifade edilmiştir. Bunun akabinde, bazı araç türlerine ilişkin kimi sigorta şirketlerinin daha fazla poliçe ihraç ettikleri ancak bu kapsamda herhangi bir pazar paylaşımının olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

Tüm bu değerlendirmelerin ardından Rekabet Kurulu, sigorta şirketlerinin herhangi bir rekabet karşıtı anlaşma veya uyumlu eyleme dahil olmadığı ve dolayısıyla herhangi bir cezaya hükmedilmesine gerek olmadığı sonucuna ulaşmıştır.

Aynı Konu Farklı İnceleme: Önaraştırma[2]

Rekabet Kurulu tarafından sonuçlandırılan bir diğer inceleme ise sektörün tamamına yönelik olarak taksitlendirme politikalarının ortadan kaldırılması/değiştirilmesi veya ek mali yükümlülükler getirilmesi noktalarında anlaşma içinde oldukları iddiası üzerine yürütülen önaraştırmaydı.

Bu çerçevede, Hazine Müsteşarlığı tarafından 2017/1 sayılı Genelge’nin yayımının ardından sigorta şirketlerinin; (i) tavan fiyat uygulamasının başlamasıyla kredi kartına taksit uygulamasını kaldırdıkları ve nakit ya da tek çekim uygulamasına geçtikleri, (ii) poliçe kesmemek adına, acente ekranlarını kapattıkları ya da yavaşlattıkları, poliçe kesmeme yönünde zorlaştırıcı uygulamalar yaparak teklif vermekten kaçındıkları, (iii) teknik sorunlar öne sürerek ekranlara erişimi engelledikleri, (iv) araca ait fotoğraflar, ehliyet veya ruhsatın sisteme yüklenmesi gibi yeni şartlar öne sürerek ek uygulamaları artırdıkları ve (v) ferdi kaza, konut sigortası gibi ek poliçeler isteyerek trafik sigortasını daha pahalı hale getirdikleri iddiaları öne sürülmüştür.

2017/1 sayılı Genelge ile prim miktarlarının belirlenmesi noktasında sigorta şirketlerine tanınan takdir yetkisine sınırlamalar getirilmiştir. Bu kapsamda, Hazine Müsteşarlığı (i) trafik sigortası primlerinin her araç tipi (binek araç, kamyon, ticari araç vs.) için belirlenen tavanı aşmaması gerektiğini, (ii) azami artış ve asgari indirim oranlarının uygulanması sürecinin kontrol edileceğini, (iii) sigorta aracılarına uygulanacak komisyon oranlarının Genelge ile belirlenen taban oranın altında olamayacağını ve (iv) trafik sigortası primlerine ve komisyon oranlarına ilişkin belirlenen hükümleri uygulamayan şirketlerin yaptırımlara tâbi olacağını hüküm altına almıştır.

Getirilen hükümler göz önünde bulundurulduğunda, artan portföy risklerini azaltmak ve pazara sundukları teklif sayısını sınırlandırmak adına sigorta şirketlerinin benzer prim tahsilat ve poliçe düzenleme uygulamaları izlediklerini tespit edilmiştir.  Bununla birlikte, Rekabet Kurulu, yerinde incelemelerde elde edilen bulgulardan da anlaşıldığı üzere, bu uygulamaların her birinin sigorta şirketleri tarafından münferit olarak kararlaştırıldığı sonucuna ulaşmıştır.

Öte yandan, (i) trafik sigortası düzenlenmesinin hem sigorta şirketleri hem de tüketiciler için bir yasal yükümlülük teşkil etmesi, (ii) şirketlerin faaliyetlerinin yürütülmesi kapsamında attıkları adımları rakiplerinin davranışlarını da hesaba katarak belirleyebilme hakkına sahip olması ve (iii) söz konusu şirketlerin davranışlarının 2017/1 sayılı Genelge’nin meydana getirdiği yeni iktisadi gerekçelere dayanması sebepleri ile Rekabet Kurulu sigorta şirketleri arasında Rekabet Kanunu’nun 4. maddesi anlamında uyumlu eylem ya da anlaşma olmadığına hükmetmiştir.

Özetle

Oldukça regüle bir sektör olmasına karşın doğrudan tüketiciyi ilgilendirmesi sebebiyle trafik sigortası sektörü, geçtiğimiz yıl Rekabet Kurulu’nun dikkatli ve kapsamlı şekilde incelediği sektörlerden yalnızca biriydi. Yapılan değerlendirmeler sonucunda her ne kadar bir yaptırım uygulanmasa da bu incelemeler, başta diğer sigorta kolları olmak üzere bütün sektörlere rekabet kurallarının önemini hatırlatacak nitelikteydi.

[1] 19.07.2017 tarih ve 17-23/383-166 sayılı karar.

[2] 03.07.2017 tarih ve 17-20/324-144 sayılı karar.