Otomotiv sektörünün yol haritası

Turkishtime Dergi

Bahçeşehir Üniversitesi ve Turkistime’ın birlikte düzenlediği Ortak Akıl Toplantıları’nın üçüncüsünde otomotiv sektörü temsilcileri bir araya geldi. Endüstri 4.0’a geçiş sürecinde eğitimin önemine vurgu yapılırken, önce otomasyonun tamamlanması gerektiğine dikkat çekildi. Geçiş sürecinde ülkemizin yavaş kaldığı tespit edilerek, akıllı fabrikalara, sanal dünyayı gerçek dünyaya adapte edecek yeni üretim platformlarına ihtiyaç olduğu kaydedildi.

Burak Küntay: Öncelikle hepiniz hoşgeldiniz. Bugün otomotiv sektörünü ve Endüstri 4.0’a entegrasyonunu konuşacağız. Önce ‘Otomotiv sektöründe 4.0 algısı ve mevcut durum tespiti nedir?’ sorularına cevap arayacağız. Daha sonra stratejilerimizi konuşacağız.

Şenay Yalçın: Türkiye’nin lokomotif sektörü olan otomotivin önde gelen temsilcilerini üniversitemizde ağırlamaktan çok mutluyuz. Bahçeşehir Üniversitesi olarak herhangi bir program açarken Türkiye’nin ihtiyaçlarını mutlaka dikkate alıyoruz. Otomotivle ilgili olabilecek bir bölüm olan Mekatronik bölümü, Türkiye’de ilk olarak üniversitemizde açıldı. Yine otomotiv sektörüyle ilgili olarak Türkiye’nin ilk Enerji Sistemleri Mühendisliği bölümünü de biz açtık. Endüstri 4.0 sürecinde öncü olacak ve icat çıkartacak insanları yetiştirebilmek için öncelikle bir altyapının oluşması gerekiyor. Bu altyapıya elimizden geldiği kadar katkı sağlamak ve sizlerle işbirliği yapmak istiyoruz. Sizin neye ihtiyacınız varsa, ona yönelik eğitim programlarımızda değişiklik yapabiliriz. CO-OP Education sistemimiz çerçevesinde sizin ihtiyacınıza yönelik dersleri dizayn edebiliriz. Sadece sizin sektörünüze özel yüksek lisans programları açabiliriz. Bahçeşehir Üniversitesi olarak eğitimde bir marka yaratmaya çalışıyoruz. Şu anda 4 kıtada 8 ülkede 28 farklı noktada eğitim öğretim faaliyetlerimizi sürdürüyoruz. Bu imkanlar hepinize açık. Silikon Vadisi’nden tutun, Japonya’dan Hong Kong’a kadar her yerde varız.

Orhan Sabuncu: Ben de bütün ana sanayi ve yan sanayici arkadaşlarıma bu toplantıya katıldıkları için, Bahçeşehir Üniversitesi yönetimine de bizi misafir ettiği için teşekkür ediyorum. Bahçeşehir Üniversitesi’ni takip etmeye çalışıyorum. Gerçekten çok atılımcı ve girişimci bir üniversite. Maalesef Türkiye’de üniversite-sanayi işbirliği iyi çalışmıyor. Bahçeşehir Üniversitesi nezdinde tüm üniversitelere şu mesajı vermek isterim: Endüstri ve sanayiyle iç içe olalım. İhtiyaçlarımız, gideceğimiz yön neyse onu iyi tespit edelim ve o yönde ilerleyelim. 2011 yılında ortaya çıkan Endüstri 4.0, günümüzün önemli bir konusu oldu. 2011 yılında Hannover Fuarı’nda ortaya atılan bir fikir. Türkiye’yi 90 baz aldığımızda Almanya’nın120 civarında bir maliyet yapısı var. Sanırım Almanlar bazı işleri kendileri yapabilmek ve maliyetlerini düşürebilmek için, böyle bir yöntemi bulup bunu gerçekleştirmeye çalışıyorlar. Bu ne kadar gerçekleşecek, ne kadar gerçekleşmeyecek, o kadar bir maliyet avantajı yaratılacak mı, onu zaman içinde göreceğiz.

Ömer Burhanoğlu: Endüstri 4.0 bir gereklilik. Çünkü Endüstri 4.0’ın mantığı her şeyi birbirine bağlamak. Eğer o bağlanan dünyada olmak istiyorsanız, bunu uygulamak zorundasınız. Biz bunun ne tarafından kendimize avantaj sağlarız, o ayrı bir konu. Gelişmiş olan ülkeler önce gelişmekte olan ülkelerin üretimlerini arka bahçeleri olarak kullanmaya başladılar sonra farkına vardırlar ki hem istihdam oraya kayıyor, hem teknolojiyi öğreniyorlar, sonra da onlara rakip oluyorlar. Almanya bunu gözlemleyip 2011 yılında bu çalışmayı, Siemens’in de öncülüğüyle başlattı. Almanya’nın makine teknolojilerindeki becerisi software tarafında yok, tam
tersi Amerika software’de iyi, makinede o kadar başarılı değil. Bu farkı her iki tarafta görüp kapatmak istiyor. Fakat şu anda gelişmiş olan tüm ülkeler, başta Almanya ve Amerika olmak üzere Endüstri 4.0’a sahip olmaya çalışıyorlar. Bu sistem, fiziksel yapacağınız işlerin tümünü o yarattığınız lüzumsuz ara yüzlerin hepsini akordiyon gibi toplayıp, hepsini birbirine bağlayan bir sistem. Müşterinin siparişi esas. O müşterinin siparişi sizin makinenize direkt inip, o üretimi yapıp, ondan sonra dağıtımını da yine IoT (nesnelerin interneti) mantığıyla, kimsenin eli değmeden yapması söz konusu. Burada tabii kazanılmış çok önemli bir avantaj var. Bu avantaj da öyle yüzde 15-20 değil, çok yukarılarda. Ve bunun sayesinde ışığı olmayan, insan çalışmayan fabrikalar yapılabiliyor. Tabii bu da büyük bir rekabet avantajı getiriyor. Bunu yapanlar büyük firmalar, mesela Siemens, dünyanın her tarafında bunların fabrikaları var, tek fabrikaya mı uygulayacaklar? Her fabrikaya uygularlarsa bu rekabet işi ne olacak? Almanya’daki fabrikaya yüksek seviyede uygulanacak, Hindistan’daki fabrikaya ise alçak seviyede uygulanacak ve hepsi aynı seviyeye getirilecek. Maksat maliyetleri bütün dünyada dengelemek ve faaliyetleri bölgesel olarak yürütmek. Yani artık neresi ucuz diye değil, nerede pazar varsa orada üretimi dengelemek üzerine bir mantık kuruluyor. Türkiye’nin tarafından baktığımızda Endüstri 4.0’ı çıkaranlar şu anda satmaya başladılar. İşin acıklı olan tarafı bu. Demek ki ceplerinde bir de 5.0 var ki bunu alıp satmaya başladılar. Bosch’un CEO’su demiş ki: “2020’ye kadar Endüstri 4.0’dan 2 milyar euro kazanç istiyorum”. Sonuç olarak bir yerlerden de para kazanıp bunu fonlayacaklar. Şimdi bizlere bunu satmaya çalışıyorlar. Peki biz ne yapacağız, almak zorunda mı kalacağız? Evet alacağız çünkü, uluslararası markalar bize diyecek ki, “Endüstri 4.0 belgen var mı, şunlara bağlandın mı? Endüstri 4.0’ı kapsıyor mu? Yoksa kusura bakma”. Nasıl kalite belgeni sorguluyorsa, bunu da sorgulayacaklar. Çünkü kendi kendine yaptığın bir otomasyonla Endüstri 4.0 olmuyor, yan sanayinle, bütün tedarik zincirinle yaparsan Endüstri 4.0 oluyor. Tüm bu gelişmelerden en az robotlar etkilenecek. En çok planlama, lojistik, servis gibi, yani elle- gözle iş yapanlar etkilenecek. Tabii tüm bunların sonucu olarak işsizlik gibi sorunlar da ortaya çıkacak. Peki biz ne yapmalıyız? Şimdi böyle bir endüstri oluşmuş durumda, bir kere eğitim sistemimizi buna göre organize etmemiz lazım. Ancak akıllı insanlar bu işleri bulabilecekler. Zeki adamlar, kod yazabilenler, İngilizce bilenler değil, o yazılım dilini bilenler iş bulabilecek. Öte yandan belki bunun teknolojik tarafında olamasak bile yazılım altyapısında bir dolu ihtiyaç çıkacak, işte burada öne çıkabiliriz.

***

Detaylarını Turikshtime'ın ağustos sayısında bulabileceğiniz toplantıya şu isimler katıldı:

Prof. Dr. ŞENAY YALÇIN Bahçeşehir Üniversitesi Rektörü

ORHAN SABUNCU Uludağ Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği (OİB) Yönetim Kurulu Başkanı

ÖMER BURHANOĞLU TİM Yönetim Kurulu Üyesi

KEMAL YAZICI Taşıt Araçları Yan Sanayicileri Derneği YK üyesi, Ecoplas Otomotiv San ve Tic. A.Ş. YK Başkanı

ENVER YÜCEL Bahçeşehir Uğur Eğitim Kurumları Yönetim Kurulu Başkanı

CEM TEMEL Ford Otosan Genel Müdür Yardımcısı Kocaeli Fabrikaları ve Yeni Projeler

BARAN ÇELİK Beyçelik Holding Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve CEO

MÜFİT KARADEMİRLER Martur Sünger ve Koltuk Tesisleri CEO’su

GÖRGÜN ÖZDEMİR Otokoç Otomotiv Genel Müdürü

NECDET ŞENTÜRK Toyota Türkiye Kıdemli Başkan Yardımcısı

NEŞE GÖK İnci Holding Yönetim Kurulu Başkanı

OKAN BAŞ Karsan Otomotiv CEO'su

TUNA ARINCI Valeo Genel Müdürü