İnovasyon araç mıdır amaç mıdır?

Ferhat Demir

Bir konuyla zihninizi uzun süre meşgul ettiğinizde derinleşme gibi artıları yanında bazı olumsuz yan etkiler de yaşarsınız. Örneğin bir süre sonra algılarınız ona göre şekillenir. Hatta o konuyu dünyanın en önemli meselesi zannedersiniz. Halbuki sizin ve sizinle aynı düzeyde söz konusu konuyla iştigal edenlerin dışında pek de kimsenin umurunda değildir, en azından gündelik hayatlarında çok önemli bir yer tutmaz. Bu yanılsama mesleğinize, her gün yaşadığınız bir olaya, uzun süre üzerinde çalıştığınız bir projeye veya en basitinden sevdiğiniz müzik grubu ya da futbol takımına dair olabilir.

Bir süre sonra şovenizme evrimle ihtimali vardır. Bir noktadan sonra ise rasyonalite tamamen ortadan kalkıp duygusal nedenlerle hareket edebilirsiniz. Söz konusu bu davranışları özellikle hayatımızı kazandığımız işlere dair gösteririz. Örneğin avukatlarla konuşursanız dünyanın en önemli meselesi hukuktur. Hekimlere göre birinci öncelik insan sağlığıdır. Öğretmenler için yeni nesiller yetiştirmek. Hatta aynı işletmede satış ve pazarlama ekibi en önemli işi kendilerinin yaptığını iddia eder. Onlar satmazsa şirket yaşayamaz. Üretim ekibine göre satmak değil satılabilir mal imal etmek meseledir. Onlar verimli ve kaliteli bir şekilde üretmezse şirket batar. Finans ve muhasebe ister üretin ister satın eğer parayı iyi değerlendiremezseniz, gelir ve giderlerinizi iyi yönetemezseniz, nakit akışını beceremezseniz, zamanında tahsil etmez ve zamanında doğru yatırımları yapmazsanız şirketin devam edemeyeceğini söyler.

Bu hastalık kuşkusuz danışmanlarda daha çok vardır. Bazen kendi doğrularına o kadar inanırlar ki ters açı ile bakmak hiç akıllarına gelmez. Bazen dogma derecesinde teoriler üretirler. Kuşkusuz söyledikleri arasında çok değerli hususlar da vardır fakat hayat her zaman bir miktar septik olmayı zorunlu kılar. Bilgi ancak bu şekilde yenilenir. Maalesef bilim adamları hatta Einstein gibi devler bile kendi teorilerinde ısrar edip, eleştiriyi kabul etmeyip sonradan yanıldıklarını görmüşlerdir. 

Konumuzu dönecek olursak bugün inovasyon danışmanlarının çoğunu dinlediğinizde hayatın amacının inovasyon olduğuna inanmaya başlarsınız. Dediğim gibi insanlar bir konuyla uzun yıllar meşgul olduktan sonra o meseleyi dünyanın merkezine yerleştirirler. Bu uzmanlaşmak ve derinleşmek için yararlıdır ama aynı zamanda yanılsamaları içerir. Kendim de bir inovasyon ve strateji danışmanı olarak soruyorum: inovasyon şirketler için amaç mıdır araç mıdır? 

İnovasyon şirketler (enterprises) için sadece ve sadece bir araçtır. Peki amaç nedir? Tüm ticari kuruluşlar “büyümek” için vardır. İnovasyon bu büyümeyi sağlayan en önemli itici güç olduğu için değerlidir. Fakat teoride inovasyonsuz büyüyebilen bir şirketin mutlaka inovasyon yapmasına ihtiyaç yoktur. 

Sanayi devriminin en önemli rekabet unsuru verimliliktir. Verimli olan şirketler kaynaklarını iyi kullanır, sermayesini artırır, yeni yatırımlar yapar ve büyürdü. Sanayi Çağı kendisine has özellikleri olan bir dönem. 1920-30-40-50-60’larda müşteri merkezde değil. Şirketler üretiyor ve satıyor. Çünkü her şeye ihtiyacı olan yığınlar var. Bu insanların beklentileri yüksek değil. Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisinde temel gereksinimleri karşılamak için uğraşıyorlar. 1990’lardan sonra her şey çok değişti. Özellikle internetin hayatımıza girmesi ile 2000’ler sonrası insan, toplum, sosyal yapılar, yaşam şeklimiz, dünyayı algılama biçimimiz, paradigmalarımız ve beklentilerimiz köklü değişimlere uğradı. İşletmelerin önceliği ve yönetim modelleri artık farklı. Sanayi Çağının militarizmden esinlenen katı, hiyerarşik ve dikey organizasyonları daha yatay ve öğrenen organizasyonlara dönüştü. Müşteri üretim süreçlerinin hiçbir aşamasında yokken şimdi tasarım dahil üretim öncesine kadar her noktada olmak zorunda. Çünkü şu an müşteri son derece seçici, sadakatsiz, beklentileri yüksek ve tatmin edilmesi zor bir grup. Teknoloji ve inovasyon devriminin yaşandığı Bilgi Çağında sadece verimlilik ile rekabet etmeniz mümkün değil. Verimli olmak zorundasınız. Bu gerek şart ama yeterli değil. Aynı zamanda çok yenilikçi, yalın, yaratıcı ve çevik olmanız lazım. Yani Bilgi Çağının rekabet unsuru verimlilik değil inovasyon. Uzunca süre de böyle olacak. İnovasyon o yüzden çok kritik. Belki de bundan dolayı çoğu zaman amaç gibi algılanıyor. Tekrar ediyorum; biz inovasyonu kurumun büyümesi, rekabette öne geçmesi, hatta rekabeti anlamsız kılarak pazarda tek olması, efsane markalara dönüşmesi ve müşteri ile uzun soluklu bir ilişki kurması için yaparız. Yani amaç büyümektir. 

Sözü açılmışken yine yanlış bilinen bir meseleyi düzeltmek gerekir: “şirketler kar etmek için vardır” yanlış bir ifade. En azından eksik. Her şirket karlılığı öncelemek zorunda değil. Bazı şirketler ciroya odaklanır. Yani yüksek ciro ve düşük karla elde ettiği büyüme, yüksek kar ve düşük cirodan elde ettiği büyümeden fazladır ve onu tercih eder. Bu stratejik bir karardır. Ben o yüzden kar değil büyüme (growth) sözcüğünü tercih ediyorum. 

Son olarak her şirketin amacı kar ya da ciro olmayabilir gibi bazı itirazlar gelebilir. Ticari faaliyette bulunmak amacı ile kurulan her şirket büyümeyi ister. Bunun istisnası kamu kurumları ve STK’lar olabilir. Onların önceliği tabi ki büyümek değil toplumsal fayda üretmektir. Fakat önceki yazılarımızda değindiğimiz gibi inovasyon gelir elde etmek için yapılır. Yani STK’lar ve kamu kurumlarının pratikte zaten tanım itibari ile inovasyon gibi bir hedefleri olamaz. Dolayısı ile söz konusu organizasyonlar bağlam dışıdır. 

Peki Türkiye Sanayi Çağını mı yaşıyor, Bilgi Çağını mı? Algılarınız ve daha da önemlisi bilime, bilgiye, teknolojiye ve inovasyona verdiğiniz önem zamanın hangi diliminde olduğunuz ile yakından ilişkilidir. Belki de bizim şirketlerimizin hala inovasyonsuz devam edebilecekleri yanılsamaları sanayi devrimini yeni yaşadıkları içindir.

Ferhat Demir, MBA-MPP


Yaklaşık 15 yıldır çeşitli sektörlerde firmalara strateji ve inovasyon danışmanlığı yapmaktadır. Türkiye’de ve farklı ülkelerde projeler yönetmiştir. Çalışmalarına Londra’da devam etmektedir. 

Türkiye’de Endüstri Mühendisliği eğitimi ardından, Amerika Birleşik Devletleri’nde Kennesaw State Üniversitesinden İşletme (MBA), Georgia State Üniversitesinden Kamu Politikaları (Public Policy, Economic Development) alanında yüksek lisans dereceleri aldı. Bu süre zarfında Fortune 500 şirketlerinden Assurant Solutions'da süreç mühendisi olarak profesyonel kariyerine başladı. Amerika'da 7 yıl yaşadıktan ve Kuehne Nagel'da Koordinatör olarak çalıştıktan sonra Türkiye’ye dönerek QGroup Global danışmanlık firmasını kurdu. Sektörün en büyük oyuncularından olan bir teknoloji şirketinin stratejik planlarını hazırladı. Söz konusu şirkette kurumsal performans yönetimi departmanını kurarak yeniden yapılandırma, süreç iyileştirme ve hedef bazlı yönetim projelerini başlattı. Kazakistan bir telekomünikasyon şirketinin satış süreçlerinin iyileştirilmesi ve Kuveyt’te bir sinema şirketinin stratejik planlama ve yeniden yapılandırma projelerinde yer aldı.

Tübitak’ta stratejik planlama süreçlerini yönetti. Kurum stratejilerine inovasyonun eklenmesini sağladı ve inovasyon yönetimine dair alt süreçleri tasarladı. Portföyünde KOBİ'lerden çok uluslu firmalara, kamu kurumlarından sivil toplum kuruluşlarına kadar birçok organizasyon bulunmakta olan Demir’in geliştirdiği Stratejik Fırsat Tuvali, Strateji Haritası, Stratejik İş Modeli Tasarımı, Stratejik İnovasyon Tuvali, S-BUD, S3M-i gibi inovasyona dair bir çok araç, metot ve model vardır. 

İnovasyon Yol Haritası (Innovation Road Mapping), İnovasyon Süreçleri Tasarımı (Innovation Journey Mapping), İnovasyon Departmanı (Innovation Lab) Kurulumu, İnovasyon Fırsatının Bulunması, İnovasyon Odağının Netleşmesi, Strateji Haritalama, Stratejik Hizalama, İnovatif Kültürü Tasarımı gibi çok spesifik konularda eğitimler ve danışmanlıklar vermektedir. Türkiye Teknoloji Geliştirme Vakfı gibi kurumlarla inovasyon araçlarının geliştirilmesine dair çalışmalar yapmaktadır. 

Yarı zamanlı olarak Global Business School Barcelona’da ve Bilgi Üniversitesinde iletişim ve inovasyon dersleri vermekte ve Türkiye’nin en büyük markalarının inovasyon ekipleri için birçok atölye çalışması yürütmektedir. İş dünyasındaki aktif çalışmalarının yanında bilimsel makaleleri ile yönetim bilimleri literatürüne katkı sunmakta ve inovasyona dair yeni kitabını yayına hazırlamaktadır.