QNB Sponsorlu


Demir ve demir dışı metaller sektörünün yeni büyüme rotası

Turkishtime Dergi

 

 

Turkishtime - Halkbank Ortak Akıl Toplantıları’nın 13.’sünde demir ve demir dışı metaller sektörünün temsilcileri bir araya geldi. Sektörün son durumuna dair bir projeksiyon sunulurken sorunlar da masaya yatırıldı. Hammaddede dışa bağımlılığın azaltılması gereği, son dönemdeki yeni vergi uygulamaları ve Ar-Ge zorunluluğu, öne çıkan konular oldu.

 

Hem firma sayısı, hem de ihracat oranı açısından Türkiye’nin en önemli sektörleri arasında yer alan demir ve demir dışı metaller sektörü, hammadde açısından dış pazara bağımlı olmasını en büyük sorunu olarak görüyor. Alüminyum, bakır ve paslanmaz çelikte hammaddenin büyük bölümü ithal. Sektörün yine önemli girdisi konumundaki paslanmaz sac ve çelik sacda yüksek gümrük vergileri ve koruma önlemleri var. Başta alüminyum ve bakırda üretimin artması için madenciliğin teşvik edilmesini bekleyen sektör temsilcileri, hurda ithalatına AB müktesebatı adına getirilen zorlukların kaldırılmasını talep ediyor. Bakır ve alüminyum gibi metallerin ve ürünlerinin tesliminde uygulanan KDV tevkifatının kaldırılması da bir başka istek. Turkishtime-Halkbank Ortak Akıl Toplantısı’nda sektörün yeni rotası da belirlendi. Özellikle Ar-Ge çalışmalarına ve Endüstri 4.0’a dikkat çekildi.

 

PROF. DR. EMRE ALKİN: Değerli katılımcılar hepiniz hoş geldiniz. Öncelikli olarak sözü İDDMİB Yönetim Kurulu Başkanı Rıdvan Mertöz’e vermek istiyorum. Daha sonra da Halkbankası Genel Müdür Yardımcısı Erdal Erdem sizlere kurumu ve kredi imkanları hakkında bilgiler verecek. Sayın Başkanım buyurun, söz sizde...

 

RIDVAN MERTÖZ: Özellikle böyle bu kadar duayenin bir araya gelmesinden çok mutlu olduğumu belirtmek isterim. Hepinize ayrı ayrı teşekkür ederek sözlerime başlamak istiyorum. Duayenlerimizi dinleyeceğiz bugün. Sizlerden feyz alacağız. Bizim birliğimiz, zengin bir birlik. Parasal olarak zengin değil ama çeşitlilik olarak zengin. Çok fazla sektörü bünyesinde barındıran bir birlik. Şöyle ki bugün alüminyumdan bakıra, mutfak malzemelerinden bağlantı elemanlarına, makinamızın parçasını üreten yan sanayicilerden beyaz eşya parçalarını üreten yan sanayicilerimize, yıllarını vermiş, 40 hatta 50 yıllarını vermiş sanayicilerimiz var burada. Bazıları ikinci nesil, bazı arkadaşlarımız birinci nesil. Bugün biraz hayat hikayesi, biraz da sektörel sorunları ele alarak Hocamızın hazırladığı sorulara cevap vermeye çalışacağız. Ben de bu toplantıyı hazırlayan başta hocama, Halk Bankası’na, TİM Akademi’ye, tüm organizasyonu yapanlara teşekkür ediyorum.

 

PROF. DR. EMRE ALKİN: Buyurun Erdal Bey...

 

ERDAL ERDEM: Bankamız ve Turkishtime dergisi işbirliğiyle düzenlediğimiz ortak akıl toplantısının yenisini gerçekleştiriyoruz. 2017’yi bundan sonraki süreçte yapısal probleme daha fazla eğilecek sektörel bir yol umudu olarak düşünüyoruz. Demir ve demir dışı metal sanayini birçok sektöre sinerji yaratacak sektör olarak görüyoruz. Verimli işgücü ve Avrupa standartlarında üretim öne çıkıyor. Bugün Almanya, İtalya, Fransa gibi gelişmiş ülkelere ihracat yapan bir sektör. Ülkemizin jeopolitik konumu nedeniyle Ortadoğu ve Körfez ülkelerinin de tedarikçisi konumundayız. Sektörün koyduğu yüksek hedeflerine ulaşabilmek için mevcut kaynaklarımızı kullanmak için Ar-Ge ve inovasyona önem vermek zorundayız. Uluslararası pazarda rekabet gücümüzü artırmak ve ihracat rakamlarımızı yükseltebilmek için iş gücü yatırımlarını sürdürme konusunda hep birlikte kararlı olmamız gerekiyor. Bugün demir ve demir dışı metaller sektörünün genel durumunu, sorun ve fırsatlarını ele alacak, deneyimlerimizi paylaşacağımız bir toplantıdayız. Sektörün ihracat performansı, markalaşma vizyonu ve devlet destekleri toplantımızın ana gündemini oluşturacak. Sektörde faaliyetlerini sürdüren firmaların gayretleri ve teşvikiyle, mevcut sorunlardan hareketle, bir yol haritası çizerek, 2023 yol haritası doğrultusunda ihracatta önemli bir atılım yaratma şansımız var. 2017 yılı, ihracatta hedeflerimize ulaşma noktasında kararlı olacağımız bir yıl. İhracatçılara yeşil pasaport uygulaması, bankamızın da dahil olduğu ihracatçılara yüzde 100’e varan Kredi Garanti Fonu (KGF) desteği uygulamalarını, bu uygulamanın birer basamağı olarak nitelendiriyoruz. Bu noktada demir ve demir dışı metaller sektörünün önde gelen siz değerli temsilcilerine önemli bir görev düşüyor. Bizler Halk Bankası olarak bu yolculukta en büyük destekçiniz olma noktasında kararlıyız. Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da Halk Bankası, hem ticari krediler, hem de KOBİ kredilerinde reel sektöre olan desteğine devam edecektir. Kısa bir değerlendirme yapacak olursak, 2016 yılında Halk Bankası kredi büyümesinde ciddi anlamda performans sağladı. Demir ve demir dışı metaller sektörü dahil olmak üzere verdiğimiz kredilerde toplam ticari kredilere oranla yüzde 26'lık bir büyüme gerçekleştirdik. Ar-Ge ve yeni teknoloji alımı, verimlilik ve kapasite artışına dönük tüm yatırımlarınız için çözüm üretmeye devam etmek istiyoruz. Firmalarımızın uluslararası rekabette avantaj sağlamaları ve finansal çözümlerle desteklemelerini arzu ediyoruz. Firmalarımızın ihtiyaç duydukları her türlü bilgiye elimizden geldiğince cevap vermeye hazır durumdayız. Sizlere olan finansal desteğimizi, eğitim ve danışmanlık hizmetlerimizle de taçlandırmayı ve bu çalışmalarla gerçek anlamda hem sektör anlamda hem de uluslararası büyümemizi desteklemeyi arzu ediyoruz.

 

PROF. DR. EMRE ALKİN: İlk bölümde dün ve bugünü, ikinci bölümde de yarını konuşacağız. Elimizde 7-8 soru var. Türkiye ekonomisindeki gelişmelerin demir ve demir dışı metal sektörünü nasıl etkilediği, devlet desteklerinin şu ana kadar yeterli olup olmadığı, eğer yeterli değilse ne yönde revize edilmesi gerektiği, başta alüminyum ve bakır olmak üzere demir ve demir dışı metallerde, sektörün hammadde güvenliğinin de sağlanması için hangi adımların atılması gerektiğini, sektörün uygun maliyetlerle sürdürülebilir bir şekilde hammaddeye ulaşımının nasıl güvence altına alındığını tartışacağız. Sektörün Türkiye ekonomisindeki gelişmelerinden nasıl etkilendiği, devlet desteği alıp alamadığı, eğer eksik kalmışsa ne yapmak gerektiğini konuşacağız. Söz serbest...

 

 

 

 

 

ALİ KİBAR: Ben TALSAD’ı temsilen buradayım. Alüminyum sektörü
1 milyon 300 bin tona ulaşan hacme sahip bir sektördür... Alüminyum sektörü birincil hammadde olarak ne yazık ki tamamen dışa bağımlı bir yapıya sahip. Doğal olarak eko sistem içerisinde hurda tekrar eritilerek sisteme dahil ediliyor. Alüminyum, uluslararası commodity metal olması münasebetiyle Uluslararası London Metal Exchance piyasasında global olarak fiyatlanmaktadır. Global fiyatlamada alınmasında satılmasında temel indikasyon olarak bu baz kullanılmaktadır. Dolayısıyla sektör bu minvalde fiyatlamasını organize ediyor. Türkiye’nin 1996 yılında Gümrük Birliği’ne girmesinden bu yana, alüminyum sektörünün Türkiye’deki gelişimi, Türkiye’nin satın aldığı hammadde fiyatının üzerine Avrupa’da bazen uygulanan, bazen uygulanmayan vergilendirmenin etkisinde olmuştur. Burada, Avrupa’nın özel bir durumu var: Özellikle Norveç’in AB ile olan serbest ticaret anlaşmasından gelen avantajı var. Gümrük vergisi olarak AB’ye sıfır vergiyle ürün satabilmesinden kaynaklı avantajı bulunmaktadır. Ayrıca, Rusya ile yapmış oldukları birincil hammadde alım satımında, Norveç’teki firmalar sıfır gümrük vergisi ile Norveç’e hammadde alabiliyorlar. Bunun önemli bir ayrıcalık olduğu aşikardır. Bunun yanı sıra 7-8 sene evvel Çin’in metal piyasalarındaki fiyatlaması konusunda Shangay Stock Exchange fiyatlaması olarak yeni bir model çıkardılar. Bu model London Metal Exchange gibi çalışmıyor. Dolayısı ile Çin’in fiyatlaması da Shangay borsasında findikatif bir formatta oluşmaya başladı. Bu direkt avantajlardan dolayı da Çin’in son 20 yıl içinde yaptığı yatırımlar önemli. Net ithalatçı olan ülke bugün dünya alüminyum birincil hammadde üretiminin ve dünyadaki alüminyum üretiminin yüzde 55’ini sağlayabilir noktaya geldiler. Buradaki en kritik unsur, enerjinin fiyatlaması. Birincil metale dönüşümdeki enerji fiyatlaması, Türkiye’deki gibi 6-7-8 sent gibi yüksek enerji fiyatı olduğu bir ülkede birincil alüminyuma, bu şartlar altında yatırım yapmak zor. Hiçbir rekabetçiliği yok. Alüminyum tesislerinin enerji tüketimi yaklaşık 2 sent, maksimum 2.5 sent kilovatsaat fiyatlamasıyla ancak bu yatırım yapılabilir. Türkiye hammaddede eğer üretici olmak istiyorsa bu fiyatlama yapısıyla, dünya ile rekabetçi olacak birincil alüminyum üretimini söz konusu etmek bile doğru değildir. Çoğu zaman bize niye birincil alüminyum üretmiyoruz gibi sorular yer alıyor. Buradaki temel sorun bizim enerji fiyat alt yapısının bu konuyu desteklememesidir. Onun için bizim, Kore veya Japonya gibi veya bazı enerji fiyatları pahalı olan ülkeler gibi, ancak ara işleme sektöründe faaliyetlerine devam etmesi mümkün olabilir. Türkiye’de alüminyum sektörünün duruşu aşağı yukarı toplam üretim kabiliyetinin yüzde 60, bazı sektörlerde yassılarda 60’ın üzerinde ihracat, uzun mamullerde yani profillerde yaklaşık 55 civarında ihracata endeksli bir formatta çalışıyor. Türkiye’de 95’ten sonra üçüncü ülkelerde uygulanan ithalatta verginin alınmaması içerideki sanayiyi rekabetçi veya marjinal anlamda ayakta kalmasını sağlamıştır. Ancak bu uygulamanın Avrupa’daki birkaç üretici şikayeti sonrası ki bu firmaların maalesef Türkiye’deki ayakları vasıtasıyla bu şikayetler dillendirildi. Sonrasında da Avrupa Alüminyumcular Birliğinin AB Komisyonuna yaptığı şikayet sonrasında Türkiye bu vergiyi koymak mecburiyetinde kaldı.

PROF. DR. EMRE ALKİN: Avrupa Birliği ülkelerinden zaten bizim vergi almamamız gerekiyordu, bir ufak kapı açıldı, sonra tekrar o kapı kapandı.

 

ALİ KİBAR: Doğrudur. Avrupa Birliği ülkelerindeki ithalatçılar, Çin’den gelen malları zaptederek ithal ediyorlar, dolayısıyla o yüzde 3’ü göremiyorlar da. Yani İtalya’daki, İspanya’daki ve Yunanistan’daki üreticiler, Shangay fiyatlamasının daha altında gelen fiyatlamayla, bölgesine gelen hammaddeyi üretimlerinde baz alarak kullanamıyorlardı. Onların bu endirekt oyununa bizim gümrük mevzuatımız müsait değil. Dolayısıyla Ankara bu formatı uygun görmedi. Sektör olarak en büyük sıkıntımız birincil hammadde ithalatında alınan vergilerdir. Serbest ticaret anlaşması olan bazı coğrafyalarda mesela AB’nin Körfez ülkelerinde ve diğer bazı ülkeler ile serbest ticaret anlaşmaları var. Oradan gelen hammadde sıfırla geliyor, fakat Türkiye’nin böyle bir serbest ticaret anlaşması olmadığı için biz vergili alıyoruz. Burada Türkiye’nin aleyhine oluşan bir durum var. Onun giderilmesiyle ilgili bazı çalışmalar var. Belki o anlamda bir karar alınırsa sektörün içinde bulunduğu darboğazın önü açılabilir. 2023 ile ilgili sektörün devletle yaptığı istişarelerde orta vadeli planlarla ilgili bayağı bir vizyon kat ettik. Türkiye’nin orta vadeli hedefleri sektör olarak bu anlamda mevcut. Bu hedefleri üyelerimizden gelen katılımlarla oluşturduk. Bu durum alüminyum sektöründe, diğer sektörlerden farklı olabilir. Oradaki çalışmaların hepsi devlet arşivlerinde ve devlet planlamalarında var. Ülkemizin mevcut ihracatındaki sorunlarına gelince. Birçok ülke Türkiye’den hammadde almada temkinli davranıyorlar. 15 Temmuz’dan sonra Türkiye’den olan siparişlerini yüzde 20 oranında azalttılar. Ama biz işin üstüne gittik. Ben dahil çeşitli ülkelere gittik, konuştuk, anlattık. Farklı çözümler sağladık, garantiler verdik. Tekrar eski sipariş miktarlarına hatta bu yakın görüşmeler sonrasında eski siparişlerin bile ötesine çıkan firmalar oldu. Almanya, Türkiye’nin çok önemli bir ihracat pazarıdır; yüzde 48’lik ihracat yapılan bir pazar. AB’de yer alan müşterilerimiz ile iş toplantısına oturuyoruz, siyasetle ilgili 1 saat konuşuyoruz, 10 dakika iş anlatıyoruz... Avrupalı işadamlarının kafasındaki soruların yanıtını verebildiğimiz zaman bütün sektörlerin önü açılacak. Bütün sektörlerde bu gündeme geliyor. Birçok toplantılar hep yurtdışında yapılıyor, arkadaşlarımız oralara gidiyor. Biraz da ihracata devletten verilen teşviklerden bahsedeyim. Konteynır bazında verilen teşvikler, fiilen konteynır üzerinden navlun fiyatlarını artırdı. Sektörde de birtakım birleşmeler var. Zor durumda olan kurumlar var. Verilen teşvik desteğinin pek fazla anlamı kalmıyor. Bir de Eximbank’a kısaca değineyim. Geçen hafta şirketimizi arayan bir yetkilinin haftalık 5 milyon dolar maksimum lokasyonda olacağız gibi bir söylemi oldu. Ben 2.4 milyar dolarlık ihracat yapıyorum. Bu ne demektir, ihracata verilen desteğin daha aşağı çekilmesidir yani ayda maksimum 20 milyon dolar ihracata finansman desteği verebiliyorum demektir.

 

PROF. DR. EMRE ALKİN: Son söylediğinizi zaten ben soracaktım… Onu söylemiş oldunuz. Önceliklerle ilgili hep sıkıntı çeker bu ülke.

 

ALİ KİBAR: Bu arada yeni yapısal dönüşüm çerçevesinde bankaların programını çok yararlı buluyoruz. Sanırım sektörlere 150 milyon TL gibi bir kaynak akışı oldu. Eximbank’ınki belki geçici bir dönem olabilir. Ama bunu hızla taraflara bildirirse daha iyi planlama yapılabilir. Finansal olarak önümüzü daha net görmemiz lazım.

 

PROF. DR. EMRE ALKİN: Söz düşmüşken Kredi Garanti Fonu hakkında bilgi vereyim. Çeşitli bakanlıkların genel müdürleriyle yaptığım görüşmeler sonucu bana söylenen şu: Kredi garanti fonunun daha önce performanssız krediler veya performansta zorluk çeken ama emin oldukları bazı müşterilerin yeniden finanse edilmesi için büyük fayda sağladığını, önümüzdeki dört-beş ay finansal anlamda çok büyük sıkıntı olmayacağını, fakat sonra da ekonomi motorunun çalışması, eski performansına kavuşması gerektiğini, aksi halde küçük sermayeli fakat büyük ciro yaratan firmaların sıkıntıya düşeceğini, bunun sektörler açısından tahsilat sıkıntısına yol açacağını, insanların borcundan değil alacağından ötürü batacağını söylediler. Şu anda KGF performanssız kredi oranını yüzde 3.5-4’e giderken bir anda 2 ile 3 arasına çekmiş durumda, bu büyük fayda sağladı fakat dediğiniz gibi değirmenin suyu da öyle sebil değil, bir yerde bitecek. O yüzden para üretmesi lazım, değer üretmesi lazım ekonominin. Bir de dediğiniz gibi madem kaynak var önceliklerin tespit edilmesi lazım.

 

RIDVAN MERTÖZ: Ben Ali Bey’in sözlerine biraz katkıda bulunmak için, son seyahatimde yaşadığım bir anektodumu aktarmak istiyorum. Geçen hafta Hannover’da bir fuardan dönüyoruz. Bütün fuarların babası dediğimiz bir sanayi fuarı yapılıyor. Dönüşte, Türkiye’nin en çok ihracat yapan bir firmasının yetkilisiyle beraber dönüyorum. “Bize artık dışarıdan müşterilerimiz gelmiyor, biz de çözüm olarak Almanya’da bir ofis açmaya karar verdik” diyor. Bu ve benzer şeyi fuardaki birçok firmadan dinledik. Gücü olan orta büyüklükteki firmalar bunu yapabilecek. İrtibatlarını Avrupa’da, Almanya’da veya Fransa’da kurabilecek, ama bundan daha küçük firmalar da var. Bunlar da belki firmaların ayağına giderek sorunu çözmeye çalışıyor. Yani bizim öncelikli sorunlarımızdan biri, özellikle güven ve olumlu dış algının maalesef hızla ortadan kalkmış olmasıdır.

 

ENDER YILMAZ: Ben Ali Bey’e iki soru soracağım. Türkiye’nin oksitteki toplam rezervi ne kadar? Bir de ikincil üretim miktarı yüzde kaçlarda?

 

ALİ KİBAR: Türkiye’nin 75 milyon tonluk bir rezervi var. Bu da özelleştirme sürecinde Seydişehir Alüminyum ile birlikte özelleştirmeyi alan firmaya intikal etti. Dolayısıyla bildiğim kadarıyla serbestte fazla bir rezerv şu anda yok. O tarihlerde ihale şartnamesinin ekinde oksit rezerve diye geçiyordu. İhale şartnamesindeki hatırladığım miktarı söylüyorum.

 

ENDER YILMAZ: 75 milyonun yüzde kaçı üretimde kullanılabilecektir?

 

ALİ KİBAR: Esasında baktığınızda iki temel metodu var. Üretici firma ya da maden sahibi firmanın fizibilitesini yaparak değerlendirmesi lazım.
Yani başka bir şirketin elindeki mala yorum yapmam doğru olmaz. Onun dışında başka birtakım ufak yerlerde de oksit rezervi var. Normalde dörde bölünüyor. Dörtte biri oranında.

 

MEHMET ÖNCEL: 1 milyon 200 bin tona göre 15 buçuk milyon ton oksit rezervi var, kendisine yetecek kadar. Şu ana kadar tespit edilmiş oksit kaynaklarının Türkiye’deki verimliliği yüzde 47 tenördedir, dünya ortalamasının altındadır. Türkiye’deki oksit yataklarının üretiminde bu tenörün az olması da etkilidir. Özellikle Asya Pasifik bölgesinde yüzde 67’lere varan tenör oksit oranıyla Türkiye’deki oranın rekabetinde ciddi fark var. Oralarda üroksite dönülmesi, bundan sonra elektrik kullanımında, Türkiye’deki enerji yoksulluğu...

 

ALİ KİBAR: Alüminyum üreten birçok ülkenin kendi ülkelerinde rezerv yok.
Dışarıdan gelenlerle dönüşüm sağlanıyor. Burada şu yapılabilir, bir miktar yüksek tenörlü malla yerli mal miksiyle bu dönüşüm sağlanabilir ama neticede bu işi yapmaya karar verdirecek şey enerji fiyatı.

 

MEHMET ÖNCEL: Alüminyumla alakalı birtakım çalışmalarım oldu. Bu sadece alüminyumla alakalı değil tüm ülkelerin üretmiş olduğu hammaddesiyle alakalı bir durum. Dünyada kendi rezervi olmasa bile Kore, Japonya gibi hammaddesiyle ünlü ülkeler vardır. Türkiye’de alüminyumla alakalı ya da diğer metallerle ilgili yapılabilirler işlerle alakalı önerilerim var. Öncelikle Türkiye’de bir lojistik merkezi kurulması lazım. Enerji sahalarının ortasında olan Türkiye, ancak böyle bir lojistik merkezle etrafımızda üretilen primer malzemelerin stoklarını muhafaza edebilir.
Tabii burada finans merkezi kısmında özellikle Halk Bankası’nın organizasyonun içinde olmasından dolayı teşekkür ederiz. Bu lojistik merkezinin olması sadece yeterli değil. Aslında Türkiye’de metal üreticilerinin ana sorunlarından bir tanesi, metal üzerinden yapılmış olan bankacılık faaliyetlerinin hemen hemen hiçbirinin olmaması. Londra’da birçok emtia olarak hareket edilirken, Türkiye’de bunların hiçbiri yapılmıyor. Bu konuların geliştirilmesi lazım. Mesela Türkiye’de mevzuata uygun bir normal emtiaların kredilendirilmesinden tutun da Londra metal borsasında yapılacak işlerle alakalı olarak kağıtların alınması, müracaatların yapılması, fiziki olarak mal teslimlerini sağlayacak altyapıların oluşturulması gibi sayabileceğim birçok konu var. Bunu bir metal ya da malzemenin maliyeti içinde ciddi anlamda bizim farklı ödediğimiz noktalar oluyor. Finans konusunda da hem bununla ilgili kanunlar çıkarılması ve hem de bununla alakalı işlemler yapılması lazım. Enerjiden yoksunuz. Türkiye’nin yurtdışındaki üretim yapan firmalarla belirli bir altyapıda anlaşılabilirse, bu firmalara total olarak örneğin Körfez ülkelerinde veya Azerbaycan ya da başka ülkelerde malzeme ürettirebilir. Türkiye’de öncelikle her halükarda primer alüminyumun üretilmesi lazım. Stratejik öneminden dolayı. Bunun kapasitesi 60 bin ton çok az bir miktardır. En azından 200 bin tonlar civarında üretilme zarureti vardır. Bununla alakalı ister enerjisi ucuz olsun ister pahalı olsun bir üretim kararı alınması lazım. Ekonomik bir rasyonel olması önemli değil, strateji geliştirilmeli. Tabii bunu üretirken dünyadaki oksit yataklarının mevcudiyetiyle direkt alüminyuma dönüştürülerek alüminyum teminini sağlayabilecek bir altyapının oluşması lazım. Dünyada yeni yeni bu türde ülkeler vardır. Buradaki elde edilmiş alüminyumu biraz önceki bahsettiğim Körfez ya da başka ülkelerde fiziki hammaddeye dönüştürerek satın almak söz konusu olabilir. Biraz önce bahsettiğim o lojistik merkezlerle alakalı olarak dünyadaki ticaretin merkezi olabilmesi için bunun sadece bu metali değil, ülkemizde bulunan diğer metalleri de kapsaması lazım. Bu değişkenliklerin içinde Türkiye’deki malzeme maliyetlerinin üzerine gelen sektörün de üzerinde artı maliyetler oluşturuyor. Türkiye’ye ait bir prim mekanizması oluşabilir, bu da nispi oradan ton başına bir tasarruf temin edilebilir. Lojistik merkez olabilir.

 

***

 

Detaylarını Turikshtime'ın Haziran sayısında bulabileceğiniz toplantıya şu isimler katıldı:

 

Prof. Dr. EMRE ALKİN

Kemerburgaz Üniversitesi Rektör Yardımcısı / Turkishtime Toplantı Moderatörü

Emre Alkin, 1969 yılında İstanbul’da doğdu. İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi İngilizce İktisat Bölümü’nü bitirdi. 2002 yılında profesör oldu. Çukurova Holding, Anadolu Endüstri Holding, Doğan Holding ve Altınbaş Holding’de çeşitli sorumluluklar üstlendi. TİM Genel Sekreterliği, Türkiye Finansman Şirketleri Genel Sekreterliği, Vergi Konseyi üyeliği ve Türkiye Futbol Federasyonu Genel Sekreterliği yaptı.

 

 

ERDAL ERDEM

Halkbank Esnaf - KOBİ Bankacılığından Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı

1971 Çankırı doğumlu Erdal Erdem, Afyon Kocatepe Üniversitesi İ.İ.B.F. Maliye Bölümü mezunu. Bankacılık kariyerine 1995 yılında Türkiye Finans’ta başladı, 1996-2012 yılları arasında Asya Katılım Bankası’nda çeşitli kademelerde görev yaptıktan sonra Ziraat Bankası yönetim kurulu üyeliğine getirildi. 2014'ten itibaren ise Halkbank’ta önce Finansal Yönetim ve Planlama, ardından Esnaf ve KOBİ bankacılığından sorumlu Genel Müdür Yardımcısı olarak atandı.

 

 

RIDVAN MERTÖZ

İİstanbul Demir ve Demir Dışı Metaller İhracatçılar Birliği (İDDMİB) Başkanı

1955 Malatya doğumlu Rıdvan Mertöz, ilk, orta ve lise eğitimini Malatya’da tamamladı. 1977 yılında Yıldız Teknik Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümü’nden mezun oldu. Rıdvan Mertöz iki senelik profesyonel iş hayatından sonra 1979'da Mesan Kilit firmasını kurdu. Mesan Kilit’in 70’den fazla ülkeye ihracat yapmasını ve alanında dünyada en çok tanınan markalardan biri olmasını sağladı. Firmanın Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini sürdürmekte olan Rıdvan Mertöz, yaşamının büyük bir bölümünde sivil toplum kuruluşlarına da hizmet ediyor. Şu anda İstanbul Sanayi Odası (İSO) Meclis Üyesi ve İMMİB bünyesindeki İstanbul Demir ve Demirdışı Metaller İhracatçıları Birliği (İDMİB) Yönetim Kurulu Başkanı.

 

 

ALİ KİBAR

Kibar Holding YK Başkanı / TALSAD Başkanı

1958 Kayseri doğumlu Ali Kibar, Marmara Üniversitesi İktisadi ve Ticari Bilimler Fakültesi’nden mezun. 1983 yılında aile şirketindeki aktif görevine başladı ve 2014’de Kibar Holding YK Başkanlığı’na atandı. Demir ve sac, alüminyum, gıda, lojistik, otomotiv, oto yan sanayi, enerji, ürün güvenliği, dış ticaret şirketi faaliyetlerini de kapsayan değişik sanayi ve ticaret çalışmalarıyla birlikte, holding bünyesindeki 23 şirkette YK Üyeliği ve Başkanlığı yapıyor. Türkiye Alüminyum Sanayicileri Derneği Başkanı, Kore-Türk Dostluk Cemiyeti Başkanı, Türk-İsviçre İş Konseyi Başkanı ve Avrupa Alüminyum Birliği’nde Türkiye’yi temsil eden Kibar, Genç Yönetici İşadamları Derneği ve Young Presidents Organisation  Bosphorus Chapter kurucularından.

 

 

CELALETTİN KIRBOZ

GALSİAD Yönetim Kurulu Başkanı

1963 İstanbul doğumlu Celalettin Kırboz, aslen Trabzon Düzköylü.
İlk, orta, lise öğrenimini İstanbul’da, üniversite eğitimini ise İzmir’de tamamladı. Çok genç yaşta aile firmasında iş hayatı ile tanıştı. Eğitim hayatını tamamladıktan sonra Özbekistan ve Rusya’da çok uluslu şirketlerde üst düzey yöneticilik yaptı. Bir süre sonra kendi şirketleri ile iş hayatına devam ederek 2000’li yıllarda ülkesine döndü ve yatırımları ile iş hayatına devam etti. Halen aile işi olan metal sektöründe çocukları ile birlikte kurduğu şirketinde çalışıyor. Çeşitli yabancı partnerlikleri olan şirketleri bulunuyor. 2013 yılından bu yana GALSİAD- Girişimci Alüminyum Sanayici ve İşadamları Derneği’nde Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini yürütüyor.

 

 

FEHMİ DENİZLİ

Altek Döküm Sanayi Yönetim Kurulu Başkanı

1939’da Afyon Emirdağ’da doğan  Fehmi Denizli, İTÜ Makine Yüksek Mühendisliği Bölümü’nü bitirdi. 1970 yılında kurduğu Altek Döküm A.Ş.’nin YK Başkanlığı görevini yürütüyor. 1972 yılında İstanbul Bakır ve Pirinç San. Derneği Başkan yardımcılığı görevini üstlenen, sonrasında Bakırcılar Kooperatifi’nin kurucularından olan Denizli, bugünkü Bakır ve Pirinç Sanayi Sitesi’nin kurulumunda önemli rol üstlendi. Bakır ve Pirinç San. Derneği’nin başkanlık görevine seçilmesinin ardından Beylikdüzü Organize Sanayi Bölgesi’nin kurulumunda ana aktörlerden biri olan Denizli, İstanbul Sanayi Odası Meslek Komitesi ve Meclisi’nde 20 yıl boyunca görev alırken, Bakır Sanayicileri Vakfı’nın kuruluşuna da önayak oldu.

 

 

ENDER YILMAZ

Yılmaz Redüktör Sanayi A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı

1963'te İstanbul’da doğan Ender Yılmaz, Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Fakültesi Sosyoloji Bölümü mezunu. Yılmaz Redüktör Sanayi A.Ş.,  Mes Elektromekanik Döküm A.Ş., Elk Motor A.Ş. ve Yılmaz Pazarlama A.Ş. firmalarında Genel Müdür, Finansman Müdürü, Yönetim Kurulu Başkanlığı ve Yönetim Kurulu Üyelikleri halen devam eden Ender Yılmaz, İstanbul Sanayi Odası’nda Meclis üyeliği, Meslek Komite Başkanlığı ve Üyeliği, Mevzuat ve Hesapları İnceleme Komisyonu Başkanlığı ve Organize Sanayi Bölgeler Yönetim Kurulu Üyeliği de yapıyor. Yılmaz ayrıca, Makine İmalatçılar Birliği Başkan Yardımcısı ve İstanbul Sanayi Odası Vakfı Yönetim Kurulu üyesi.

 

 

GÖKHAN TURHAN

Turaş Gaz Armatürleri Sanayi Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı

Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesi mezunu olan Gökhan Turhan, evsel pişiriciler için gaz musluğu üretimi yapmak amacıyla 1980 yılında kurulan Turaş’ta 35 yıldır aktif olarak çalışıyor. İstanbul Sanayi Odası Meclis üyesi olan Turhan, İstanbul Bakır ve Pirinç Sanayicileri Derneği Yönetim Kurulu Başkan Vekilliği ve Beyaz Eşya Yan Sanayicileri Derneği (BEYSAD) Yönetim Kurulu üyeliği görevlerini de yürütüyor. Metal şekillendirme ve işleme teknolojileri, stratejik yönetim teknikleri (Hoshin Kanri, Scorebalance Card), yalın üretim teknikleri ve bilgisayar destekli tasarım alanlarında uzman olan Turhan, Ayasofya Müzesi-1318 No’lu Koleksiyoner ünvanına sahip.

 

 

GÖKSAL GÜNGÖR

Kibar Holding - Assan Alüminyum Genel Müdürü

1973 yılında doğan Göksal Güngör, lisans ve yüksek lisans eğitimini işletme dalında yaptı ve Sabancı Üniversitesi Executive MBA mezunu. Güngör iş hayatına 1994’te Zihni Holding te başladı. 1997-1999 yılları arasında Ekinciler Holding’te grup şirketlerinde çalıştı. Kibar Holding’e 1 Nisan 1999 yılında katılan Güngör, Assan Alüminyum’da sırası ile; Satış Uzmanı, Satış Yöneticisi, Satış Müdürü, Satış Direktörü, Global Satış ve Pazarlama Direktörü olarak görev yaptı. Son olarak 2015 yılının Haziran ayından itibaren Satış-Pazarlama ve Tedarik Zinciri fonksiyonlarından sorumlu CCO-Ticaret Genel Müdür Yardımcısı olarak görev alan Güngör, 19 Temmuz 2016 tarihinden itibaren Assan Alüminyum Genel Müdürlüğü’nü yürütüyor.

 

 

  

HAYRETTİN ÇAYCI

Sarkuysan A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı

1943’te Kilis’te doğdu. İlk ve orta öğrenimini burada tamamladıktan sonra İstanbul Teknik Üniversitesi’nden Metalurji Yüksek Mühendisi ünvanı ile mezun oldu. İlk olarak burs aldığı Rabak A.Ş’de Teknik Şef olarak çalışan Çaycı, 1974 yılında üretime geçiş öncesinde SARKUYSAN A.Ş.’ye geçti ve üst düzey teknik sorumluluklar aldı. Çaycı, 1985’te Genel Müdürlüğe atandı; 1995 yılında YK üyeliğine, 2011 yılında da YK  Başkanlığı’na seçildi. Temmuz 2015 tarihinde Genel Müdürlük görevini bırakan Çaycı, gruba dahil olan Sarmakina A.Ş., Demisaş A.Ş, Sarda A.Ş., Bektaş A.Ş., Sark-USA, Sark Wire ve Sark Bulgaria’nın da Yönetim Kurulu Başkanlığı’nı yapıyor. Çaycı; çeşitli iş, sosyal kulüp ve derneklerde aktif çalışıyor.

 

 

HİKMET ÇIPLAK

İskeçeli Çelik Sanayi Yönetim Kurulu Başkanı

1956 yılında Yunanistan’ın İskeçe şehrinde doğdu. Eğitimini İskeçe’de tamamlayan Hikmet Çıplak, 1974’te Türkiye’ye geldi. 1989 tarihinde İskeçeli Kanepe Mobilya adı altında kendi şirketini kuran Çıplak, İstikbal Trakya bölge bayiliği de yaptı. 2003 yılında İskeçeli Çelik Yay şirketini kuran Çıplak, yatak yayı üretmeye başladı. Çıplak, halen şirketinin başında Yönetim Kurulu Başkanı olarak çalışma hayatına devam ediyor.

 

 

 

MEHMET ÖNCEL

Almesan YK Başkanı

1963’te Konya’da doğan Mehmet Öncel, ilkokulu Konya Hastaş Koleji’nde, ortaokulu ise Oruçgazi Ortaokulu’nda okudu. Lise eğitimini Fatih Erkek Koleji’nde tamamlayan Öncel, Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi Kimya Bölümü’nü bitirerek lisans eğitimini tamamladı. İş hayatına Biofarma İlaç Sanayi’nde başlayan Öncel, şirkette farklı pozisyonlarda görev aldıktan sonra Mehtap Mutfak Eşyaları’nda Genel Müdür olarak çalışma hayatına devam etti. Halen Mehtap Mutfak Eşyaları San. ve Tic. A.Ş ve Almesan Alüminyum San. ve Tic. A.Ş. şirketleri YK Başkanlığı’nın yanı sıra, Selçuklu Holding A.Ş. Yönetim kurulu Başkan Yardımcılığı görevlerini yürütüyor. Öncel ayrıca IMMIB Yönetim Kurulu üyesi olarak görev yapıyor.

 

 

 

MUNİS TEZBAŞARAN

Samet Kalıp Yönetim Kurulu Üyesi

1951 yılında Zonguldak’ta doğdu. Lisans ve yüksek lisans eğitimini aldığı Yıldız Teknik Ünv. Makina Mühendisliği bölümünde asistanlık yaptı. 1976 yılından sonra Makina Yüksek Mühendisi olarak iş hayatına atıldı. Kelebek Mobilya A.Ş.’de ve  İstaş İnegöl mobilya fabrikasında çalıştıktan sonra Maksan A.Ş.’de Genel Koordinatör olarak çalıştı. Burada iş hayatına devam ederken yeni oluşan bir birleşme ile 1987’de ortak olarak katıldığı Samet A.Ş.’de 22 yıl boyunca Satış Genel Müdüdür yardımcılığı ve Genel Müdürlük yaptı. Halen Samet A.Ş.’deki Yönetim Kurulu üyeliği sürüyor. Türkiye’deki mobilya sanayicilerinin çatı örgütü olan MAKSDER’in 4 yıl Başkanlığını yapan Tezbaşaran, halen Mobilya Sanayicileri ve İş Adamları Dernekleri Federasyonun’da MAKSDER’i temsilen Yönetim Kurulu üyeliği yapıyor.

 

 

 

MUSTAFA NECATİ TECDELİOĞLU

Bağlantı Elemanları Sanayici ve İş Adamları Derneği (BESİAD) Başkanı

1962 yılında Malatya’da doğan Mustafa Necati Tecdelioğlu, ODTÜ İnşaat Mühendisliği Bölümü mezunu. Tecdelioğlu, halen Çetin Civata Sanayi ve Ticaret A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini yürütüyor. Halen Bağlantı Elemanları Sanayici ve İş Adamları Derneği (BESİAD) Yönetim Kurulu Başkanı olan Tecdelioğlu, Çelik İhracatçıları Birliği (ÇİB) Yönetim Kurulu üyesi ve İstanbul Sanayi Odası Yönetim Kurulu üyeliği de yapıyor.

 

 

 

TAHSİN ÖZTİRYAKİ

Öztiryakiler Madeni Eşya Sanayi Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı 

1954’te Bolu, Gerede’de doğan Tahsin Öztiryaki, Yıldız Teknik Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümü mezunu. Öztiryakiler AŞ.’de Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Murahhas Üye olarak görev yapan Tahsin Öztiryaki, birçok sivil toplum kuruluşunda kurucu ve yönetici olarak görev yapıyor. Öztiryaki, halen Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkan Vekilliği, İstanbul Demir ve Demir Dışı Metaller İhracatçıları Birliği (İDDMİB) Yönetim Kurulu Başkan Yardımcılığı, İstanbul Ticaret Odası (İTO) Meclis Üyeliği, Zücaciyeler Derneği (ZÜCDER) Yönetim Kurulu Başkan Yardımcılığı, İstanbul 3. Bölge Sanayici ve İşadamları Derneği (SAN-DER) YK Üyeliği, Türk Akreditasyon Kurumu (TURKAK) YK Üyeliği ve Türk Mutfağı Derneği Başkanlığı görevlerini yürütüyor.

 

 

VEHBİ VARLIK

İNOKSAN A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı

1951 yılında Kosova’da doğdu. Altı yaşında Bursa’ya geldi. İlk, orta, lise ve üniversite yıllarında hem okudu, hem çalıştı. Makine Mühendisliği öğrenimi yaptı. Üniversite öğrencilik yıllarında İnter Gaz’da teknik ressamlıktan fabrika müdürlüğüne kadar çeşitli kadrolarda görev yaptı. 1977–1980 yıllarında Bursa’da kendi şirketi Emde Gaz Mutfak San. Koll. ŞTİ.’yi kurdu. 1980 yılında da İnoksan Mutfak San. ve Tic. A.Ş.’yi kurdu. Şu anda 7 şirketten oluşan grubun başkanlığını yapıyor. Birçok dernek, kurum ve kuruluşa üye olan Vehbi Varlık, Başkanlık, Danışma Kurulu Üyeliği ve Yönetim Kurulu Üyeliği görevlerini yürütüyor.