QNB Sponsorlu


Endüstri 4.0'ın öncüsü Kordsa

Turkishtime Dergi

Endüstri 4.0'ı oluşturan veri analitiği, nesnelerin interneti, akıllı robotik sistemler, 3D yazıcı gibi güncel konular Kordsa'nın gündeminde. Şirket tüm süreçlerini dijitalleştiriyor, teknolojideki gelişmelerle uyumlu hale getiriyor.

 

 

 

Kordsa CEO’su Ali Çalışkan, lastik güçlendirme teknolojileri dışında Ar-Ge çalışmalarından aldıkları güçle inşaat güçlendirme ve kompozit teknolojilerine odaklanacaklarını belirtiyor

 

Kordsa küresel bir şirket, hangi pazarlara odaklanmış durumdasınız?

Kordsa olarak Amerika’dan Asya Pasifik’e kadar geniş bir coğrafyaya yayılmış bir güçlendirme oyuncusuyuz. Toplam 4 kıtadaki 8 üretim tesisimizde 4 bine yakın çalışanımız bulunuyor.

Şu anda Kordsa satışları içerisinde en yüksek pay, yaklaşık yüzde 37 ile Avrupa, Orta Doğu ve Afrika Bölgesi’ne ait. İkinci sıradaki Asya Pasifik Bölgesi ise yaklaşık yüzde 31,9’luk bir paya sahip. Bir numaralı yerel naylon kord bezi üreticisi olduğumuz Kuzey Amerika’nın satışlardaki payı yüzde 17,3 civarındayken, polyester iplik ile polyester ve naylon kord bezinin tek yerel üreticisi konumunda olduğumuz Güney Amerika’nın payı yaklaşık yüzde 13,8.

2017 yılı içerisinde en çok büyüme gösteren pazar, yüzde 36,4 ile Asya Pasifik oldu. Bunun temel nedeni, önceki yıllarda bu bölgede yaptığımız yatırımların meyvelerini toplamamız, pazarın güvenini kazanarak müşteri portföyümüzü genişletmek oldu.

EMEA, en büyük bölgemiz olsa da Asya-Pasifik ve Amerika pazarlarında büyümeyi hedefliyoruz. Lider olduğumuz lastik güçlendirme teknolojileri dışında Ar-Ge çalışmalarımızdan aldığımız güçle inşaat güçlendirme ve kompozit teknolojilerine odaklanacağız. Özellikle otomotiv ve havacılık sektörleri hedef sektörlerimiz olacak. Kompozit teknolojilerinde şu anda, 40 müşterimizden 30’u ile numune sürecindeyiz. 5 yıllık süre içinde Kordsa cirosunun yüzde 20’sini kompozitten elde etmeyi hedefliyoruz.

Yatırımlarımızı da bu stratejiler doğrultusunda yapıyoruz. 2015 yılında Endonezya’da lastik güçlendirme sektöründe 100 milyon ABD doları tutarında bir yatırım gerçekleştirdik. Ayrıca, Endonezya ve Türkiye fabrikalarımızda toplam 30 milyon dolar tutarında ek polyester iplik yatırımı yaptık. 2018’de devreye alınacak bu yatırımla her iki tesiste de 7.000’er ton ek polyester iplik kapasitesi sağlanacak.  Ek olarak İzmit fabrikamızda inşaat güçlendirme teknolojilerindeki ürün çeşitliliğimizi artıracak propropilen monofilament üretim hattının temelini attık.

Bu yıl içerisinde Kuzey Amerika’daki pazar liderliğimizi korumak amacıyla Invista’nın Tennessee Chattanooga’daki tesislerini 4 Milyon ABD doları bir yatırım ile satın aldık. Hemen akabinde de kompozit alanındaki iddiamızı havacılık sektörüne de taşımak amacıyla, ABD’de ticari havacılık sektörüne ileri kompozit malzemeler sağlayan Fabric Development Inc. (FDI) ve Textile Products Inc. (TPI) şirketlerini satın alma kararı aldık. Kısacası, hedef pazar ve hedef ürünlere uygun olarak yapılanmamızı oluşturuyoruz.

 

Geçen yılki ihracat performansınız nasıldı, bu yıl için öngörüleriniz ne?

2017 yılının ilk dokuz ayında ihracatımız yüzde 34 oranında arttı. 2018 yılı için de büyüme grafiğimizi koruyacağız.

 

 Gündeminizde hangi teknolojiler var?

Kordsa olarak lastik güçlendirme teknolojileri, inşaat güçlendirme teknolojileri ve kompozit teknolojileri olmak üzere 3 ana sektörde faaliyet gösteriyoruz. Bugün her 3 otomobil lastiğinden 1'ini ve 3 uçak lastiğinden 2'sini güçlendiren Kordsa olarak, mobiliteyi daha sürdürülebilir kılmak için çalışıyoruz. Lastik güçlendirme teknolojilerimiz ile sürtünme direncini azaltırken, kompozit teknolojileri ile araçların daha hafif olmasını sağlıyoruz. Bu teknolojileri sayesinde sürdürülebilirlik için çok önemli olan yakıt tüketiminin azalmasını sağlıyoruz. İnşaat güçlendirme teknolojilerinde ise daha dayanıklı binalar inşa edilmesine katkıda bulunuyoruz.

Eğer global çapta bir şirket olarak varlığınızı sürdürmek istiyorsanız Endüstri 4.0 rüzgarında geri düşmeniz söz konusu değil. Endüstri 4.0; akıllı robotik uygulamalar, büyük veri yönetimi, bulut uygulamaları, nesnelerin interneti, mobil ve sanal gerçeklik uygulamaları, simülasyon sistemleri ve siber güvenlik gibi birçok alanın birleşiminden oluşuyor.  Var olmayı sürdürmek isteyen tüm firmalar stratejilerini bu gelişmelere uygun yapılandırmaları gerekiyor. Biz de bunun bilincinde bir firma olarak tüm süreçlerimizi dijitalleştiriyoruz, teknolojideki gelişmelerle uyumlu hale getiriyoruz. Özellikle de açık inovasyon yaklaşımımızı sürdürerek, üretim süreçlerimizi güçlendiriyoruz. Dijital teknolojilere yatırım yaparken verimlilik, kalite, maliyet ve iş güvenliği süreçlerinde değer yaratan uygulamalara odaklanıyoruz. Verimliliği artırmanın yanı sıra olası hataların önüne geçme ve işçi sağlığı ve güvenliği risklerini de azaltma hedefiyle paketleme ve yükleme süreçlerinde robotik sistemlere geçiyoruz. Ürün paketlemede robot kurulumu tamamlandı, şimdi yükleme süreci için çalışıyoruz. Günde 1.000-1.200 bobin yükleyen operatörün yükünü robotlara aktarıp, operatörü daha kalifiye işlere kaydırmayı hedefliyoruz. Yine bütün tesislerimizde üretim süreçlerini ve makine verimliliklerini anlık olarak mobil cihazlardan takip edebildiğimiz uygulamamızı devreye aldık.

Yoğun Ar-Ge çalışmalarımız sonucunda, lastik güçlendirme teknolojilerinde lastiğin sürtünme direncini azaltarak yakıt tüketimini düşüren güçlendirme malzemeleri üretiyoruz. Son olarak 80 yıllık formülü değiştiren, resorsinol ve formaldehit içermeyen yeşil bir yapıştırıcı formülü geliştirdik. İnşaat sektöründe de “akıllı” ve “çevreci” ürünler geliştiriyoruz. Kompozit malzemelere ise geleceğin malzemesi gözüyle bakıyoruz. Çelikten üç kat daha sağlam ancak on kat daha hafif, kolay şekil alan bu malzeme, hafifliğin ve dayanıklılığın önem kazandığı tüm sektörlerde tercih ediliyor.

Potansiyel pazarlara ve sektörlere yönelik yeni ürün, süreç ve teknolojiler geliştirme hedefiyle 2007’de kurduğumuz Ar-Ge merkezimizde ve henüz 2016 yılından beri faaliyet gösteren Sabancı Üniversitesi iş birliğiyle hayata geçirdiğimiz Kompozit Teknolojileri Mükemmeliyet Merkezi’ndeki Ar-Ge merkezimizde fikirler, çalışmalar ve geliştirmeler yürütüyoruz. Özellikle Kompozit Teknolojileri Mükemmeliyet Merkezimiz üniversite-sanayi iş birliği modeli ile Türkiye’de bir ilk, dünyada ise önemli bir örnek konumunda. Türkiye’de temel araştırmadan prototip parça üretimine kadar destek veren ilk karbon bez ve prepreg üreticisi, dünyada sayılı test merkezlerinden, Avrupa’da ise sayılı üreticilerden biri… Kısacası var gücümüzle Endüstri 4.0’ın ve açık inovasyonun öncü uygulayıcılarındanız.

Yeni yatırım yapacak mısınız?

Yeni yatırımlarımız, yeni ürünlerimiz her zaman gündemimizde… En yeni ürünümüz lastik sektöründe devrim niteliğinde çevreci bir yapıştırıcı formülü. Bu formül üzerinde 2008’den beri çalışıyorduk. Açık inovasyonun en büyük destekçilerinden biri olarak, bu alandaki derin bilgi birikimimizi ve uzmanlığımızı lastik sektörünün önemli oyuncularından olan Continental firması ile birleştirdik. Biz kimyasal yapıyı geliştirirken Continental de uygulama ile ilgili teknolojileri geliştirdi. Bu iş birliği çerçevesinde lastik kord bezi kumaşı banyosunda kullanılan formülde değişiklik yapmayı başardık. Ulaştığımız formül 80 yıldır kullanılan resorsinol ve formaldehit esaslı formüle alternatif olabilecek, çevre dostu bir formül.

Bunun dışında kendi makine teknolojimizi de geliştirebiliyoruz. 40 metre yüksekliğinde 1.000 metre parkuru olan terbiye makinesi ile aynı işleri yapacak 8 metre yüksekliğinde farklı teknolojiler kullanarak kord bezi üreten makineyi ürettik ve İzmit’teki tesislerimize kurduk. Bu teknoloji ile makine daha küçük bir alana hızlı bir şekilde kuruluyor ve yatırım maliyetinde de ciddi bir avantaj sağlıyor.

Gündemimizdeki bir diğer heyecan verici konu da 2016’da devreye aldığımız Kompozit Teknolojileri Mükemmeliyet Merkezimiz bünyesinde yürütülecek olan Avrupa Birliğinden 3 milyon avro destek alan bir proje. Kısaca DiCoMi adı verilen Directional Composites Through Manufacturing Innovation projemiz kapsamında kompozit malzemelerin 3 boyutlu yazıcı teknolojisiyle üretilmesine yönelik olarak sistem, yazılım ve malzeme geliştirilecek. Proje 2 yıl sürecek. Horizon 2020 programı kapsamında 11 ülkeden, Sabancı Üniversitesi’nin de dahil olduğu 16 proje ortağıyla birlikte çalışacağız.

Son olarak, yine aynı merkezimizde yürütülen bir başka heyecan verici proje kapsamında, havacılık sektörüne nano malzeme katkılı kompozit tamir malzemelerinin üretimi üzerine çalışıyoruz.  Bu projenin çıktıları, Türkiye havacılık sanayinin önde gelen tamir ve bakım firması tarafından test edilip onaylandıktan sonra kullanılmaya başlayacak.