Akdeniz-Basra Koridoru'na Türkiye damgası


Akdeniz-Basra Koridoru'na Türkiye damgası

irem sertbaş

Prof. Dr. Kerem Alkin

Türkiye GSYH'sını 236 milyar dolardan 860 milyar dolara getirerek, dünyanın gıptayla baktığı mega projeleri ardı ardına hayata geçirerek, savunma alanında yüksek teknolojiyle donatılmış 'milli-yerli' silah ve mühimmatlarla, Avrasya'nın 'oyun kurucu' ülkesi olarak, bizsiz Doğu Akdeniz'den Basra Körfezi'ne enerji ve ticaret koridoru açmanın mümkün olmadığını gösterdi.

Türkiye'nin imalat sanayinin yüzde 70'lerin üzerinde ithal hammaddeye bağımlılığı, küresel hammadde ve nihai ürün fiyatlarındaki artışa ve döviz kurlarındaki yükselişe bağlı olarak, Türkiye'nin bilhassa imalat sanayi ve enerji alanındaki girdi maliyetlerini yükseltiyor ve Türkiye'ye maliyet enflasyonu olarak yansıyor.

ABD'yle Rusya arasında Doğu Akdeniz'le Basra Körfezi arasındaki enerji ve ticaret koridoruna yönelik mücadele 1960'lara kadar uzanır. 1967'deki Arap-İsrail Savaşları, Sovyetler'in desteklediği Arapların İsrail'e yenilmesiyle tüm Orta Doğu'nun geleceğini etkilemiştir. 1970'de Mısır, Libya ve Sudan'ın kurduğu; 1971'de Suriye'nin kurduğu 'federasyon'u hatırlayanınız var mı? Sovyetler, bu ülkelerin tümünde askeri modernizasyon ve işbirliği adına yoğun çalışma içerisindeydi ve Irak, Saddam Hüseyin Kuveyt'i Sovyetler'e güvenerek işgal etmişti. ABD-Britanya-Fransa üçlüsünün Suriye'ye yönelik son hava saldırısı, 50 yıllık bir kapışmanın bugüne yansıyan halidir. Britanya ve Fransa 100 yıldır bu coğrafyayı şekillendirmeye çalışıyor. Fransa'nın Suriye'ye yönelik son füze saldırısına katılımı, bir zamanlar siyasi hakimiyeti olduğu 'Levant' bölgesine Cumhurbaşkanı Macron'un kendisini göstermesi ihtiyacıdır.

Saddam, 1990'da Soğuk Savaş'ın bitmesiyle, Türkiye'nin de gözden düştüğünü sanmaktadır. Yardımcısı Taha Yasin Ramazan'ı, Türkiye'nin 8. Cumhurbaşkanı Özal'ın yanına gönderir.  Geçtiğimiz hafta 25. ölüm yıldönümünde anılan Özal, Ramazan'a 'Bizim Mehmetçiğimiz Amerikan askerine benzemez; 10 bin askerimiz şehit olur; ama 100 bin asker kaybedersiniz. Bununla yetinmeyiz; Bağdat'a kadar geliriz, Saddam'ı ve seni Bağdat'ın ortasında asmadan dönmeyiz' der. 1979'da İran-Irak Savaşı'nda ABD'ye yanaşana kadar, Sovyetlerle var olan güçlü ilişkilerine güvenen Saddam'ın, Kuveyt'i işgaliyle, ipini ABD çeker. Saddam çevresine 'Gorbaçov bizi sattı' diyecektir. Sovyetler'in dağılması sonrası tek kutuplu dünyada, ABD'de Orta Doğu'da istediğini yaptı; ta ki, Putin ile Rusya Orta Doğu'ya 2006'da dönene kadar.

Haberin tamamı Turkishtime'ın Mayıs sayısında...