• PAYLAŞ

Satılık: Bankadan Çok Temiz İştirak

14 Nisan 2012 Yorumlar (0)

2001’de en büyük beş bankanın mali olmayan iştirakleri aktifi 1,2 milyar TL iken, 2011’in üçüncü çeyreğinde bu rakam 700 milyona geriledi. Neden dersiniz?

Bankadan Çok Temiz İştirak

YRD. DOÇ. DR. KADİR TUNA
İstanbul Üniversitesi Bankacılık Araştırma Merkezi Müdürü
“Bankaların ellerinde geniş hacimli iştirakler tutması BDDK’nın da çok uygun gördüğü bir durum değil.”

Bankalar daha çok verdikleri kredilerle reel sektörü destekleyen kurumlar olarak bilinir. Ancak Türkiye bankacılık sisteminde bankaların bizzat reel sektör oyuncusu niteliği taşıması da bir vakıa. Evinizdeki bardaktan, yolda giderken okuduğunuz kitaba kadar, bankaların bizzat altına imza atarak ürettiği ürünlere rastlamak mümkün. Bununla birlikte Türk bankacılık sisteminde görülen son trend, bankaların yavaş yavaş bu işlerden ellerini çektiğini gösteriyor. Türkiye bankacılığında halen göz ardı edilmeyecek ölçüde mali olmayan iştirakler aktifi olsa da trendin aşağı yönlü seyrettiği görülüyor. 2001 sonrasında yaşanan düzenlemeler ve 2008 finansal krizinden sonra bankacılık sistemindeki arayışlar, bankacılık sisteminde yaşanan bu dönüşümün temel nedenlerinin başında geliyor.

PROF. DR. BURAK SALTOĞLU
Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Üyesi
“Avrupa’daki bankalar sermaye akışını sağlamak için bu tip unsurları ellerinden çıkarıyorlar. Fakat Türk bankalarının buna ihtiyacı yok.”

Bu dönüşüm ile ilgili son haber, elinde ciddi ölçüde mali olmayan iştirakler bulunduran kamu bankası Vakıfbank’tan geldi. Vakıflar Bankası’nın Kamuyu Aydınlatma Platformu’nda (KAP) yayımlanan açıklamasında, bankanın Roketsan Roket Sanayii ve Ticaret A.Ş.’de sahip olduğu yüzde 10 oranındaki 14 milyon 600 bin lira nominal değerli payın satışı ve bu amaçla bağımsız bir denetim kuruluşuna değerleme yaptırılması da dahil olmak üzere gerekli çalışmaların yapılması konusunda genel müdürlüğe yetki verdiğini duyuruldu.

Kamu bankalarının dönüşümü konusunda da ilgi çekici olan bu gelişme yukarıda bahsettiğimiz trendin oldukça güçlü olduğunu kanıtlıyor.

DR. ÖZTİN AKGÜÇ
Ekonomist
“Bankalar özkaynaklarını artırmak için sermaye artırımından ziyade bu iştirakleri ellerinden çıkarıyor olabilirler”

2001’den 2011’e iştirak rakamları eridi

Bankacılık sisteminde yaşanan bu gelişmeleri bankaların mali tablolarında yer alan aktif rakamları daha net gösteriyor. Bu mali tablolara bakıldığında 2001 yılında aktifleri arasında mali olmayan iştirakler bulunan 10 bankadan sekiz tanesinin mali olmayan iştiraklerini ciddi ölçüde azalttığı görülüyor. Bu bankalar arasında Yapı Kredi gibi 750 milyon TL’lik mali olmayan iştiraklerini sıfır seviyesine çeken bankalar da yer alıyor. Hemen hatırlatalım bu durum Yapı Kredi Bankası’nın bütün iştiraklerini elinden çıkardığı anlamına gelmiyor. Zira bankanın elinde halen Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık iştiraki bulunuyor. Fakat bu iştirakin sermaye yapısının farklı olması durumu bankanın aktiflerinde bu iştirakin görünmemesine yol açıyor. Yapı Kredi gibi Denizbank veGaranti Bankası’nın da mali olmayan iştirak aktiflerinin 100 milyon TL seviyelerinden iki haneli rakamlara gerilediği görülüyor. Bu 10 yıllık dönemde bu aktiflerini artıran sadece iki banka var: Türkiye İş Bankası ve Finansbank.

Türkiye İş Bankası grubunun elinde bulunan Şişecam gibi büyük iştirakler, küçülme değil aksine hızla büyüme eğiliminde. İş Bankası, iştirakler konusunda Türkiye bankacılık sisteminin gittiği yönün tam tersi istikamette büyük bir hızla ilerleyen banka görüntüsü çiziyor. Bugün itibareyle yaklaşık 750 milyon TL’lik toplam iştirak parkının 705 milyon TL’lik kısmı İş Bankası’nın elinde bulunuyor. Dahası, bankanın iştiraklerinin değerinde de geçtiğimiz 10 yıl içinde iki misli artış olduğu gözleniyor.

İştirak aktifleri yarı yarıya azaldı

Bankaların mali olmayan iştirakler konusunda teker teker izlediği performans topluca değerlendirildiğinde Türk bankacılık sisteminin mali olmayan iştirakleri elden çıkarma durumu daha net anlaşılıyor. Bankaların mali tablolarında yer alan rakamlara göre 2000’li yılların başında elinde mali olmayan iştirak bulunduran bankaların toplam iştirak aktifleri 1,5 milyar TL’yi buluyordu. Bu rakam 2000’li yıllar boyunca kademeli olarak azaldı. 2011’in üçüncü çeyreğine gelindiğinde bu rakam yarı yarıya azalarak 750 milyon seviyelerine geriledi. 2011 yılı trendin daha da hızlandığı bir dönem olarak dikkat çekiyor. Zira 2011’de 2010 yılı rakamlarına göre ciddi düzeyde gerilemeler yaşandı. Bu gerilemenin son dönemde dünyada finans sektöründe ortaya çıkan sadeleşme trendi ile yakından ilgisi bulunuyor. Bu dönemde Avrupa’daki bankalar sermaye akışını daha da hızlandırabilmek için bu gibi iştiraklerin satışına ihtiyaç duyarken, Türkiye bankaları da bankacılık faaliyetlerine odaklanmak için bu iştiraklerini ellerinden çıkarıyorlar.

İştiraklerin kaynağı muhtelif

Bankacılık sisteminde mali olmayan iştiraklerin bu seviyelerde birikmesinin birkaç temel sebebi bulunuyor. Baştan söyleyelim, bu sebepler arasında bankacılık sisteminin işleyişiyle ilgili unsurlar da yer alıyor. Ekonomist Dr. Öztin Akgüç’e göre, zamanında bankaların ellerinde mali olmayan iştirakler bulundurmasının ilk nedeni, aktiflerini çeşitlendirmek istemeleriydi. Banka yönetimleri aktiflerini sadece krediler üzerine oturtmak yerine bu tip girişimlerle de çeşitlendirme stratejileri izleyebiliyorlar. Bunun yanında Akgüç, bankaların bankacılık işlemlerini yapmak adına bu tip girişimleri başlatabildiklerini de belirtiyor. Akgüç’ün dikkat çektiği bir diğer nokta da, bankacılığın işleyişine yönelik o unsurlardan bir tanesini oluşturuyor. Buna göre, bankalar alacaklarını tahsil edemedikleri için, bu alacaklara mahsuben bu iştirakleri kendi portföylerine katmak zorunda kalıyor. Zamanla bu iştiraklerin elden hızlı bir şekilde çıkarılması, bunların aslında bankalarca uygun görülmeyen varlıklar olduğunu da gözler önüne seriyor. Dr. Öztin Akgüç ayrıca, bankaların yasal sınırlamalar dolayısıyla da iştirakler yolunu tercih ettiklerini belirtiyor. Örneğin, mevduat bankalarının doğrudan finansal kiralama yapması yasal düzeyde engelleniyor. Bu tip kısıtlamaları aşmak isteyen bankalar da iştirak kartını oynayabiliyor. Tüm bunun yanında prestij için de bankaların mali olmayan iştirakler edindiği görülüyor. Yapı Kredi Bankası’nın iştiraki Yapı Kredi Kültür Yayıncılık bunun en somut örneklerinden birisini oluşturuyor. Bankaların sanat konusundaki girişimler bu tip iştiraklerin diğer öne çıkan örnekleri olarak dikkat çekiyor.

Bankalar yeniden yapılanıyor

Peki bankalar tüm bu sebeplerle ellerinde tuttukları mali olmayan iştirakleri neden artan bir hızla ellerinden çıkarıyorlar? Bu durumun da bankaların işleyiş yapısına ve kimi ihtiyaçlarına ilişkin temel nedenleri bulunuyor. Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Burak Saltoğlu, bankaların asıl bankacılık uygulamalarına daha çok odaklanmak için bu tip iştiraklerden vazgeçtiklerini belirtiyor.

İstanbul Üniversitesi Bankacılık Araştırma Merkezi Müdürü Yrd. Doç. Dr. Kadir Tuna ise, özellikle kamu bankalarının ciddi bir yeniden yapılanma sürecine girdiğini ve bu kapsamda iştiraklerin devredildiğini belirtiyor. Tuna, Ziraat Bankası ve Halkbank’ın bu süreçte ciddi biçimde aşama kaydettiğini şimdi Vakıfbank’ın da yeni genel müdürü ile sistem altyapılarında değişikliğe gitme sinyali verdiğini söylüyor. Bu noktada Vakıfbank’ın 2011’in üçüncü çeyreğindeki rakamlara göre, Türkiye İş Bankası’nın ardından 14 milyonluk toplam aktif ile en fazla mali olmayan iştirak aktifi olan banka olduğunu belirtmek gerekiyor.

Değerin sadeleştirilmesi isteniyor

Bu yeni yapılanmanın başka boyutları da bulunuyor. Bu aşamada Burak Saltoğlu ilgi çekici bir analiz yapıyor. Saltoğlu, iştiraklerini ellerinden çıkaran bankaların kendi değerlemelerini kolaylaştırmak için de satışlar yapmış olabileceklerini belirtiyor. Olası satın alma süreçlerinde bankaların değerlemesi açısından bu gibi unsurlar sorunlu varlıklar olarak dikkat çekiyor. Gerçekten de daha önce Dexia’ya satılan, bu aralar yine satışa çıkarılan Denizbank’ın çok hızlı bir şekilde bilançosundaki mali olmayan aktif rakamlarını temizlemesi bu analizin gerçeklik payına katkı yapıyor. Bununla birlikte Avrupa bankalarının sermaye akışlarını desteklemek için de bu gibi iştirakleri için satış operasyonları yürüttüğünü anlatıyor Saltoğlu. Bununla birlikte, Türkiye’deki bankaların Avrupa bankaları gibi sermaye açısından sıkıntıları olmadıklarını da sözlerine ekliyor. Ancak Avrupa bankaları ile yakın zamana kadar süren entegrasyon süreci bu varlıkların satışına da açıklık getiriyor. Zira Avrupalı bankaların Türkiye bankalarındaki temsilcilerinin de bu iştiraklerin elden çıkarılması konusunda güçlü tavsiyeleri olduğu tahmin edilebilir. Avrupalı ortağı olmayan Türk bankalarının mali olmayan iştirakler açısından en zengin bankalar olması bu anlamda bir tesadüf olmasa gerek.

BDDK ve iştirakler  

Tüm bunların yanında Dr. Öztin Akgüç, iştirakler konusunda bankaların kimi ihtiyaçlarının da itici etken olabileceğini söylüyor. Akgüç, “Aktiflerde iki yılı kalmış iştirakleri satar ve elde ettiğiniz karı dağıtmazsanız özkaynaklarınızı artırabilirsiniz. Zira bunlara vergi istisnası uygulanıyor. Dolayısıyla çok düşük maliyetler söz konusu” ifadelerini kullanıyor. Bu durum Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun sermaye rasyoları ile ilgili kısıtlamaları ile de alakalı olabilir. Akgüç, BDDK kriterlerine göre sermaye rasyosu yüzde 12’nin altındaysa özkaynakların artırılması gerektiğini belirtiyor. Böylelikle mali olmayan iştiraklerin elden çıkarılmasında BDDK’nın dolaylı bir etkisi de bulunuyor.

İstanbul Üniversitesi Bankacılık Araştırma Merkezi Müdürü Yrd. Doç. Dr. Kadir Tuna, BDDK’nın doğrudan mali olmayan iştiraklerle ilgili devreye girebileceğinin de altını çiziyor. Tuna, geniş iştirak hacimlerinin BDDK’nın çok da istemediği bir şey olduğunu ve bu konuda bankaları uyarıyor olabileceğini anlatıyor. Tuna’ya göre, BDDK’nın bu noktada daha aktif bir şekilde bu iştiraklere karşı çıkamamasının birkaç nedeni bulunuyor. Bunlardan bir tanesi bu iştiraklerin istihdam kapasiteleri. Aynı zamanda bu iştiraklerin stratejik konumu da BDDK’nın bir anlamda elini bağlıyor. Tuna, bu kurumlara yönelik bir hamlenin bankaların değerleri ile ilgili geri döndürülemez kayıplar yaratacağına da dikkat çekiyor. Tüm bu yorumlarından sonra Tuna, söz konusu dengeleri koruyarak BDDK’nın bu yönde kimi talepleri olabileceğini söylüyor. Bu durumda bankaların yapılanma modelinde köklü değişiklikler söz konusu olacak.

BANKALARIN İŞTİRAK LİSTESİ KÜÇÜLÜYOR

Türkiye İş Bankası:

  • Şişecam
  • Avea
  • Nemtaş
  • İş GYO

Yapı Kredi Bankası

  • Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık Ticaret ve Sanayi A.Ş.
  • Yapı Kredi Koray Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı

Türkiye Vakıflar Bankası:

  • Taksim Otelcilik A.Ş(%51)
  • Vakıfbank Pazarlama A.Ş. (%73)
  • Vakıf Gayrimenkul Değerleme A.Ş (%54,29)
  • Vakıf Enerji ve Madencilik A.Ş (%65,50)
  • Roketsan Roket Sanayii ve Ticaret A.Ş (%10)
  • Güçbirliği Holding A.Ş. (%0,07)
  • İzmir Enternasyonal Otelcilik A.Ş. (%5)

Halkbank

  • Halk Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı A.Ş. (%99,87)
  • Gelişen Bilgi Teknolojileri A.Ş.
  • Mesbaş Mersin Serbest Bölge İşleticisi A.Ş.
  • Alidaş Alanya Liman İşletmeleri Denizcilik Turz. Tic. ve San. A.Ş.

TSKB

  • TSKB GYO

Yorumlar fikirlerini paylaş

Giriş
Bu yazıya ait yorumlar: