Eğitimin küresel Türk markası

Turkishtime Dergi

 

 

 

En Büyük 500 Hizmet İhracatçısı araştırmasının eğitim sektöründeki yıldızı, 12 milyon doların üzerinde eğitim ihracatı gerçekleştiren Bahçeşehir Üniversitesi. Mütevelli Heyeti Başkanı Enver Yücel, BAU’nun yurtdışındaki ‘’lider Türk eğitim markası’’ algısının perçinlendiği belirterek, “2023’e kadar hizmet sektörlerinin payının toplam ihracatta ciddi bir orana ulaşacağını düşünüyorum. Türkiye bulunduğu bölge itibariyle hizmet ihracatında ön plana çıkabilecek avantajda” diyor.

 

 

 

Bahçeşehir Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Enver Yücel, geçtiğimiz yıl 5 milyon dolar yatırım yaptıklarını, uluslararası işbirliklerini genişlettiklerini belirtiyor.

 

Hizmet ihracatının Türkiye ekonomisindeki yeri ve önemi konusundaki düşünceleriniz neler?

 

Türkiye ekonomisinin orta gelir tuzağını aşmasının yolu, katma değerli üretimden geçiyor. Hizmet ihracatı bu açıdan büyük önem taşıyor. Belki toplam rakam olarak

mal ticaretinin ulaştığı seviyenin henüz gerisinde ama 2023’e kadar hizmet sektörlerinin toplam ihracattaki payının büyük artış göstereceğine inanıyorum. Hizmet ihracatının mal ihracatımız içindeki payı yüzde 25’i aştı. Türkiye İhracatçılar Meclisi, 2023’te 150 milyar dolarlık hizmet ihracatına ulaşmayı hedefliyor ki, ben bu hedefe ulaşacağımıza inanıyorum. Türkiye bulunduğu bölge itibariyle hizmet ihracatında ön plana çıkabilecek avantajda.

 

Türkiye İhracatçılar Meclisi’nin En Büyük 500 Hizmet İhracatçısı araştırmasında eğitim sektöründe Bahçeşehir Üniversitesi’nin öne çıktığı görülüyor. Hizmet ihracatındaki başarınızı neye borçlusunuz?

 

Hizmet ihracatında ulaştığımız başarının temelinde, yurtiçinde eğitim sektöründe elde ettiğimiz başarıyla benzeri faktörler yer alıyor. Bunları, yenilikçi eğitim vizyonumuz, akademik programlarımızın kalitesi ve genişliği, deneyimli akademisyen kadromuz, yüksek standartlardaki kampüs ortamımız ve bilginin gücüne olan inancımız olarak sayabiliriz. İhracat özelinde ise eğitim kalitesi olarak global rakiplerimizle yarışacak seviyede olmamız, hedef ülkelerdeki öğrencilerimizin beklentilerini iyi analiz edebilmemiz, bu konuda pazar araştırmaları yapmamız, uluslararası işbirliklerimizle yabacı öğrencilere bir ‘’dünya üniversitesi’’ parçası olma imkanı sunmamız, İstanbul markasını kendi BAU markamızla doğru eşleştirerek kampüslerimizi birer cazibe merkezi haline getirmemiz de, küresel arenadaki başarımızın faktörleri arasında yer alıyor.

 

Mütevelli Heyeti Başkanlığını yaptığınız üniversitenin hizmet ihracatı performansı açısından son bir yılını nasıl değerlendirirsiniz?

2017-2018 eğitim-öğretim yılı kayıtları halen devam ediyor. Bu dönem için binin üzerinde yeni yabancı öğrenci kaydı sağladık. Yabancı öğrenci sayımızla beraber, uluslararası arenada pazarlama ve markalaşma faaliyetlerimizi de arttırdığımız, yerel ve küresel ölçekte ödüller aldığımız, işbirliklerimizi genişlettiğimiz, BAU’nun yurtdışındaki ‘’lider Türk eğitim markası’’ algısının perçinlendiği verimli bir yıl oldu. Özetleyecek olursak, 2017 yılı bulunduğumuz coğrafyadaki politik ve kültürel sıkıntılara rağmen motivasyonumuzdan hiçbir şey kaybetmediğimiz bir yıl oldu.

 

 

Bahçeşehir Üniversitesi’nin hizmet ihracatı yapısından söz eder misiniz? Nasıl bir pazarda yer alıyorsunuz, hedef kitleniz kimler...

Bahçeşehir Üniversitesi’ne 118 farklı ülkeden öğrenci geliyor. Kısacası dünyanın dört bir köşesinde tanınan, faaliyet gösteren bir kuruluşuz. Bunun sonucu olarak,

her ülkedeki deneyimlerimiz, o ülkedeki dinamikler ve gerçekler birbirinden farklılık gösterebiliyor. Uluslararası ölçekte faaliyet gösterirken, farklı kültürel beklentilere hitap etmek durumundasınız. Unutmamalı ki, yurtdışında eğitim sadece akademik değil aynı zamanda kültürel de bir süreç. Ülkeden ülkeye birçok öğrencinin kariyer hedefleri, hayalleri ve sahip olduğu yetenekler değişkenlik gösterebiliyor. ABD’deki bir öğrenciyle, Nijerya’daki bir öğrencinin veya Ürdün’den gelen bir kişinin üniversiteden akademik beklentileri temelde aynı olsa da özelde farklılık sergiliyor. Bizim dünya vatandaşları yetiştirmek gibi bir ilkemiz var. Kısacası öğrencilerimizin kültürel farklılık ve buradan kaynaklı beklenti çeşitliliklerini göz önünde bulunduruyoruz elbette ama aynı zamanda onları global dünyanın ortak değerlerine en iyi şartlarda hazırlıyoruz.

 

Röportajın tamamını Turkishtime'ın Ocak sayısında okuyabilirsiniz.